Camilerde çalınan Çav Bella şarkısını paylaşan CHP üyesi ve eski İzmir İl Başkan Yardımcısı Banu Özdemir tutuklandı.
Özdemir, İzmir'deki çeşitli cami minarelerinden Çav Bella marşının çalındığı anlara ait görüntüleri sosyal medyada paylaşmıştı.
Başsavcılıktan Özdemir'e ilişkin yapılan açıklamada, "Cumhuriyet Başsavcılığımızca başlatılan soruşturmada bir danışmanlık şirketinde yönetici olarak görev yapan Banu Ö, Türk Ceza Kanunu'nun 216/3 maddesi kapsamında “Dini değerleri alenen aşağılamak” suçundan gözaltına alınmıştır." ifadesine yer verilmişti.
siyaset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
siyaset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Mayıs 2020 Cuma
MHP'nin milletvekili talebini, AKP reddetti.
MHP'nin milletvekili isteği, AKP'de karşılık bulmadı!
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Gelecek ve DEVA Parti için söylediği vekil desteği açıklamasına karşı, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin durumun yasayla engellenmesi isteği AKP’de karşılık bulmadı.
Habertürk Ankara Temsilcisi Muharrem Sarıkaya’ya konuşan AKP Grup Başkanvekili Bülent Turan, “Bizim bu konularda bir hazırlığımız yok…” dedi. "AK Parti transfer kanuna kapıyı kapattı: Ahlaki meseleler, kanunla düzelmez" başlıklı bugünkü yazısında konuya ilişkin bilgi veren Sarıkaya, konuştuğu AKP’lilerin söz konusu yasa için hazırlık yapmadığını bildirdiklerini yazdı.
Sarıkaya’nın yazısının ilgili bölümü şu şekilde:
"Son günlerde konu yeniden gündeme gelince dikkat ettim AK Parti bu tartışmanın dışında kalmaya özen gösterdi; bir anlamda topa girmedi… AK Parti yöneticileri de dünkü sohbetlerimiz sırasında konuyu bir başka yöne çekti… Sonunda Grup Başkanvekili Bülent Turan her zamanki doğrucu, net konuşma üslubuyla aynen şunu söyledi:
“Bizim bu konularda bir hazırlığımız yok…”
Hemen ardından ulaştığım adının yazılmasını istemeyen bir diğer yönetici de benzer ifadeyi kullanıp devam etti: “Sayın Bahçeli’nin yaklaşımına kişisel olarak katılıyorum ama bunun için yasaya gerek yok. Siyasi ahlak kanunla olmaz. Siyasi ahlak dediğiniz insanın içinde, ruhunda olması gereken bir şeydir. Onu kanunla nasıl düzenleyebilirsiniz ki? Bunun da tartışmadan çıkarılması gerekir. Siyasi Partiler ve Seçim kanunları ile ilgili de geçmişten gelen hazırlıklarımız düşüncelerimiz var; ama şu aşamada söz konusu değil…”
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Gelecek ve DEVA Parti için söylediği vekil desteği açıklamasına karşı, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin durumun yasayla engellenmesi isteği AKP’de karşılık bulmadı.
Habertürk Ankara Temsilcisi Muharrem Sarıkaya’ya konuşan AKP Grup Başkanvekili Bülent Turan, “Bizim bu konularda bir hazırlığımız yok…” dedi. "AK Parti transfer kanuna kapıyı kapattı: Ahlaki meseleler, kanunla düzelmez" başlıklı bugünkü yazısında konuya ilişkin bilgi veren Sarıkaya, konuştuğu AKP’lilerin söz konusu yasa için hazırlık yapmadığını bildirdiklerini yazdı.
Sarıkaya’nın yazısının ilgili bölümü şu şekilde:
"Son günlerde konu yeniden gündeme gelince dikkat ettim AK Parti bu tartışmanın dışında kalmaya özen gösterdi; bir anlamda topa girmedi… AK Parti yöneticileri de dünkü sohbetlerimiz sırasında konuyu bir başka yöne çekti… Sonunda Grup Başkanvekili Bülent Turan her zamanki doğrucu, net konuşma üslubuyla aynen şunu söyledi:
“Bizim bu konularda bir hazırlığımız yok…”
Hemen ardından ulaştığım adının yazılmasını istemeyen bir diğer yönetici de benzer ifadeyi kullanıp devam etti: “Sayın Bahçeli’nin yaklaşımına kişisel olarak katılıyorum ama bunun için yasaya gerek yok. Siyasi ahlak kanunla olmaz. Siyasi ahlak dediğiniz insanın içinde, ruhunda olması gereken bir şeydir. Onu kanunla nasıl düzenleyebilirsiniz ki? Bunun da tartışmadan çıkarılması gerekir. Siyasi Partiler ve Seçim kanunları ile ilgili de geçmişten gelen hazırlıklarımız düşüncelerimiz var; ama şu aşamada söz konusu değil…”
25 Şubat 2015 Çarşamba
AKP oyları akın akın MHP'ye gidiyor!
Yerel seçim sonuçlarını en yakın bilen Gezici Araştırma Şirketi, Türkiye'nin 7 coğrafi bölgesinde, 32 il, 225 ilçede, 3 bin 840 kişiyle görüşerek gerçekleştirdiği ankette ilginç veriler ortaya çıktı.
Anket sonuçlarına göre; AKP yüzde 35.2, CHP 29.1, MHP 20.5, HDP 9.5, SP 2.9, BBP 1.4, DİĞER 1.4 olarak dağıldı. Yani AKP'den kopan oyların yüzde 60'ı MHP'ye gidiyor.
2014 yerel seçim sonuçlarını en yakın bilen Gezici Araştırma Şirketi'nin son anketi, iktidar partisini üzecek. Gezici'nin 14-15 Şubat tarihlerinde 32 ilde 3 bin 840 kişiyle hanede yüz yüze yaptığı araştırma çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Ankete göre; bugün bir seçim yapılsa AKP yüzde 39.1, CHP 28.7, MHP 18.1 ve HDP 9.5
YOLSUZLUK AKP'NİN OYUNU DÜŞÜRÜYOR
Gezici Araştırma Genel Müdürü Murat Gezici, sonuçlarla ilgili olarak "AKP'nin oy kaybetme sebeplerinin başında ülke gündemindeki yolsuzluk olayları, vatandaşın geçim sıkıntısı yaşaması, terör sorununun çözülememiş olması, eğitimdeki aksaklıklar ve medyaya yapılan baskı geliyor" dedi. AKP'nin oyunun seçim sürecinde yüzde 35'in altına düşme ihtimalinin yüksek olduğunu ifade eden Gezici, "kararsız" seçmene dikkat çekti. Gezici, şunları söyledi:
AKP'NİN OYLARINI MHP ALIYOR
"Kararsızların oy oranı yüzde 19.7… İstatistiksel olarak kararsızlar partilerin aldığı oy oranlarına göre ağırlığınca dağıtılıyor. Fakat kararsızlara 'Oy vermek zorunda kalsanız tercihiniz hangi parti olur?' diye ikinci bir soru sorduğumuzda sonuç çok farklı… Bu durumda AKP yüzde 35.2, CHP 29.1, MHP 20.5, HDP 9.5, SP 2.9, BBP 1.4, DİĞER 1.4 olarak dağıldı.
Yani AKP'de yüzde 4'lük bir oy kaybı daha ortaya çıkıyor. AKP'den kopan oyların yüzde 60'ı MHP'ye gidiyor."
HALK MEDYAYA BASKI VAR DEDİ
Vatandaşlara "Sizce ülkemizde gerçekten kutuplaşma var mı?" diye soruldu. Yüzde 70.7'si "Evet" dedi. Medyaya yönelik baskılar sorulduğunda ise yüzde 69.7'lik bir kesim, hükümetin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın medyaya baskı uyguladığını düşündüğünü söyledi. Bu oran, AKP seçmeninde yüzde 28…
Gezici Araştırma Şirketi'ne anket denetlemesi
Yerel seçim sonuçlarını en yakın bilen Gezici Araştırma Şirketi, yaklaşan genel seçimler öncesi yaptığı anketlerle de gündem olmaya devam ediyor. AKP yandaşı anket şirketlerinin şişirme ve yönlendirme anketlerine karşı inanılır doğru sonuçlar veren şirket, AKP'nin gerçek oy oranlarını ortaya koyduğu için olsa gerek müfettişler tarafından incelemeye ve denetime tabi tutuldu.
Gezici Araştırma Şirketi'nin sahibi Murat Gezici denetimle ilgili yaptığı açıklamada şirketin yasal ve hukuksuz hiç bir durumu olmadığını belirterek, tutanaktada bunun belirtildiğini söyledi.
Tutanakta şu ifadeler yeraldı
"Gezici Araştırma Şirketi yerinde inceleme sonucunda belirlenen adreste bulunduğu görülmüş böyle bir yer vardır, işyeri kira olduğu ve sözleşmesinin bulunduğu, idari departmanında 6 kişi çalıştığı incelemede tespit edildiği ve SGK'lı olduğu görüldüğü, şirketin kamuoyu anketi yaptığı incelemede görüldüğü, şirketin yetkilisi ve firma sahibi olduğu ve ofisi kullandığı görülmüştür" diye tutanak tutuldu.
Anket sonuçlarına göre; AKP yüzde 35.2, CHP 29.1, MHP 20.5, HDP 9.5, SP 2.9, BBP 1.4, DİĞER 1.4 olarak dağıldı. Yani AKP'den kopan oyların yüzde 60'ı MHP'ye gidiyor.
2014 yerel seçim sonuçlarını en yakın bilen Gezici Araştırma Şirketi'nin son anketi, iktidar partisini üzecek. Gezici'nin 14-15 Şubat tarihlerinde 32 ilde 3 bin 840 kişiyle hanede yüz yüze yaptığı araştırma çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Ankete göre; bugün bir seçim yapılsa AKP yüzde 39.1, CHP 28.7, MHP 18.1 ve HDP 9.5
YOLSUZLUK AKP'NİN OYUNU DÜŞÜRÜYOR
Gezici Araştırma Genel Müdürü Murat Gezici, sonuçlarla ilgili olarak "AKP'nin oy kaybetme sebeplerinin başında ülke gündemindeki yolsuzluk olayları, vatandaşın geçim sıkıntısı yaşaması, terör sorununun çözülememiş olması, eğitimdeki aksaklıklar ve medyaya yapılan baskı geliyor" dedi. AKP'nin oyunun seçim sürecinde yüzde 35'in altına düşme ihtimalinin yüksek olduğunu ifade eden Gezici, "kararsız" seçmene dikkat çekti. Gezici, şunları söyledi:
AKP'NİN OYLARINI MHP ALIYOR
"Kararsızların oy oranı yüzde 19.7… İstatistiksel olarak kararsızlar partilerin aldığı oy oranlarına göre ağırlığınca dağıtılıyor. Fakat kararsızlara 'Oy vermek zorunda kalsanız tercihiniz hangi parti olur?' diye ikinci bir soru sorduğumuzda sonuç çok farklı… Bu durumda AKP yüzde 35.2, CHP 29.1, MHP 20.5, HDP 9.5, SP 2.9, BBP 1.4, DİĞER 1.4 olarak dağıldı.
Yani AKP'de yüzde 4'lük bir oy kaybı daha ortaya çıkıyor. AKP'den kopan oyların yüzde 60'ı MHP'ye gidiyor."
HALK MEDYAYA BASKI VAR DEDİ
Vatandaşlara "Sizce ülkemizde gerçekten kutuplaşma var mı?" diye soruldu. Yüzde 70.7'si "Evet" dedi. Medyaya yönelik baskılar sorulduğunda ise yüzde 69.7'lik bir kesim, hükümetin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın medyaya baskı uyguladığını düşündüğünü söyledi. Bu oran, AKP seçmeninde yüzde 28…
Gezici Araştırma Şirketi'ne anket denetlemesi
Yerel seçim sonuçlarını en yakın bilen Gezici Araştırma Şirketi, yaklaşan genel seçimler öncesi yaptığı anketlerle de gündem olmaya devam ediyor. AKP yandaşı anket şirketlerinin şişirme ve yönlendirme anketlerine karşı inanılır doğru sonuçlar veren şirket, AKP'nin gerçek oy oranlarını ortaya koyduğu için olsa gerek müfettişler tarafından incelemeye ve denetime tabi tutuldu.
Gezici Araştırma Şirketi'nin sahibi Murat Gezici denetimle ilgili yaptığı açıklamada şirketin yasal ve hukuksuz hiç bir durumu olmadığını belirterek, tutanaktada bunun belirtildiğini söyledi.
Tutanakta şu ifadeler yeraldı
"Gezici Araştırma Şirketi yerinde inceleme sonucunda belirlenen adreste bulunduğu görülmüş böyle bir yer vardır, işyeri kira olduğu ve sözleşmesinin bulunduğu, idari departmanında 6 kişi çalıştığı incelemede tespit edildiği ve SGK'lı olduğu görüldüğü, şirketin kamuoyu anketi yaptığı incelemede görüldüğü, şirketin yetkilisi ve firma sahibi olduğu ve ofisi kullandığı görülmüştür" diye tutanak tutuldu.
2 Eylül 2014 Salı
Erhan Çelik taze Başbakanı terse yatırdı.
Habertürk Koordinatörü Erhan Çelik, arkadaşına hava atmak için Başbakan Ahmet Davutoplu'yla telefon görüşmesi yaptığı iddialarına Twitter'dan ateş püskürdü.
Erhan Çelik telefon skandalı haberine Twitter'dan yanıt verdi. Çelik'in bir arkadaşına 'hava atmak' için, elindekini telefonu Ahmet Davutoğlu'na verdiği yazılmıştı.
Gazeticeler.com sitesinde Adnan Berk Okan imzalı çıkan haberde "Erhan Çelik'in, gazetecilerle sohbet eden Başbakan Ahmet Davutoğlu'na cep telefonunu uzatıp biriyle konuşturmak istediği, Ahmet Davutoğlu'nun telefonu almak istemediği ve kaş göz işaretleri ile 'kim o diye' sorduğu ancak Erhan Çelik'in ısrarla 'sizi tebrik edecek' diyerek telefonu Davutoğlu'nun eline verdiği ileri sürüldü.
TELEFONDAKİ DE BİLMİYORDU İDDİASI
Habere konu olan iddia şöyle:
"Nezaketini bozmayan Ahmet Davutoğlu telefonu alıp konuştuğunda yanındaki gazeteciler şaşkın bakışlarla izlemeye başladılar. Zira telefondaki kişi kiminle konuştuğunu dahi bilmiyordu. Karşısındaki kişi 'kim olduğunu' sormuş olacak ki Davutoğlu'nun şöyle dediği duyuldu;
-"Evet ben Ahmet Davutoğlu’yum, resepsiyondayım”.
Telefonun diğer ucundaki kişi Davutoğlu olduğuna inanmayınca konuşma kısa sürdü. Ahmet Davutoğlu buz kesmiş bir halde telefonu Erhan Çelik'e iade etti. Şaşkınlığını da paylaşan Ahmet Davutoğlu, "Kim olduğunu anlayamadım, ben Suat filan dedi" diyerek durumu anlamaya çalıştı.
TELEFONDAKİ KONUŞAN KİŞİ ŞAKA SANMIŞ
İddiaya göre Erhan Çelik, arkadaşına hava atmak için Ahmet Davutoğlu'nu telefonla konuşturdu. Hattın diğer ucundaki arkadaşının ise Habertürk'te çalışan başarılı gazetecilerden biri olduğu ortaya çıktı. Söylenenlere göre bu kişi 'Konuştuğu kişinin Ahmet Davutoğlu olduğuna inanmamış' ve bunun bir şaka olduğunu sanmış.
ERHAN ÇELİK'TEN JET HIZIYLA YANIT
Erhan Çelik, bugün twitter hsabından yaptığı açıklamada, iddiaları yalanlayarak, o akşam yaşananları açıkladı.
Çelik iddia edilenin aksine telefonu Davutoğlu'na kendisinin uzatmadığını belirterek, "Sayın Başbakan'ın köşk resepsiyonundaki açıklamalarını canlı olarak telefonla editör masasına verirken gülerek 'Beni mi arıyorlar?' diyerek telefonumu alıp konuşmasını benim emrivakim gibi yazmak kelimenin en hafif deyimiyle haysiyet noksanlığı. Meslektaşlarım Serpil Çevikcan Nilgün Balkaç ve @handefrt ın önünde gerçekleşen durumun gerçeğinin bilinmesini istedim. İftira sahibi önce Allah'a sonra yargıya havale." ifadesini kullandı.
Erhan Çelik telefon skandalı haberine Twitter'dan yanıt verdi. Çelik'in bir arkadaşına 'hava atmak' için, elindekini telefonu Ahmet Davutoğlu'na verdiği yazılmıştı.
Gazeticeler.com sitesinde Adnan Berk Okan imzalı çıkan haberde "Erhan Çelik'in, gazetecilerle sohbet eden Başbakan Ahmet Davutoğlu'na cep telefonunu uzatıp biriyle konuşturmak istediği, Ahmet Davutoğlu'nun telefonu almak istemediği ve kaş göz işaretleri ile 'kim o diye' sorduğu ancak Erhan Çelik'in ısrarla 'sizi tebrik edecek' diyerek telefonu Davutoğlu'nun eline verdiği ileri sürüldü.
TELEFONDAKİ DE BİLMİYORDU İDDİASI
Habere konu olan iddia şöyle:
"Nezaketini bozmayan Ahmet Davutoğlu telefonu alıp konuştuğunda yanındaki gazeteciler şaşkın bakışlarla izlemeye başladılar. Zira telefondaki kişi kiminle konuştuğunu dahi bilmiyordu. Karşısındaki kişi 'kim olduğunu' sormuş olacak ki Davutoğlu'nun şöyle dediği duyuldu;
-"Evet ben Ahmet Davutoğlu’yum, resepsiyondayım”.
Telefonun diğer ucundaki kişi Davutoğlu olduğuna inanmayınca konuşma kısa sürdü. Ahmet Davutoğlu buz kesmiş bir halde telefonu Erhan Çelik'e iade etti. Şaşkınlığını da paylaşan Ahmet Davutoğlu, "Kim olduğunu anlayamadım, ben Suat filan dedi" diyerek durumu anlamaya çalıştı.
TELEFONDAKİ KONUŞAN KİŞİ ŞAKA SANMIŞ
İddiaya göre Erhan Çelik, arkadaşına hava atmak için Ahmet Davutoğlu'nu telefonla konuşturdu. Hattın diğer ucundaki arkadaşının ise Habertürk'te çalışan başarılı gazetecilerden biri olduğu ortaya çıktı. Söylenenlere göre bu kişi 'Konuştuğu kişinin Ahmet Davutoğlu olduğuna inanmamış' ve bunun bir şaka olduğunu sanmış.
ERHAN ÇELİK'TEN JET HIZIYLA YANIT
Erhan Çelik, bugün twitter hsabından yaptığı açıklamada, iddiaları yalanlayarak, o akşam yaşananları açıkladı.
Çelik iddia edilenin aksine telefonu Davutoğlu'na kendisinin uzatmadığını belirterek, "Sayın Başbakan'ın köşk resepsiyonundaki açıklamalarını canlı olarak telefonla editör masasına verirken gülerek 'Beni mi arıyorlar?' diyerek telefonumu alıp konuşmasını benim emrivakim gibi yazmak kelimenin en hafif deyimiyle haysiyet noksanlığı. Meslektaşlarım Serpil Çevikcan Nilgün Balkaç ve @handefrt ın önünde gerçekleşen durumun gerçeğinin bilinmesini istedim. İftira sahibi önce Allah'a sonra yargıya havale." ifadesini kullandı.
29 Ağustos 2014 Cuma
Ali Avaz - Tayyip'tir Tayyip
Nostaljik bir siyasi türkü videosu.Tozlu raflardan indi Cumhurbaşkanlığına kadar "bindi."
Satın Eşşek sıpaları türküsü Akp'li vekili kızdırdı.
'Eşek sıpası' AKP'li vekili çok kızdırdı
AK Parti Milletvekili Mustafa Şahin 'satın eşşek sıpaları' türküsünü söyleyen Kutsal Evcimen ve Sinan Güngör hakkında inanılmaz açıklamalar yaptı
AKP Malatya Milletvekili Mustafa Şahin, CHP’li Arguvan Belediyesi tarafından organize edilen 11. Uluslararası Arguvan Türkü Festivali’nde sahneye çıkan Kutsal Evcimen ve Sinan Güngör’ün birlikte söylediği Âşık Kul Fakir’e (Rıza Karahan) ait “Satın Eşşek Sıpaları” türküsü üzerine AKP’ye yakın basın yayın organlarında “sanatçı müsveddesi, soytarı, yoncası fazla kaçmış hayvan” gibi açıklamalar yaptı.
Yaşananları gazetemize değerlendiren sanatçı Kutsal Evcimen, Satın Eşşek Sıpaları adlı bu türkünün 25-30 yıllık geçmişinin olduğunu anımsatarak “Taksim Gezi Parkı ve ülkenin yaşadığı sorunlara ışık tutabilmesi amacıyla seçtik” dedi. Ülkede yaşanılan olayları yansıtması bakımından sanatçı duruşu gösteriyoruz, Şahin’e dava açmaya hazırlanıyoruz.Bu ülkenin çocukları, Berkin, Ali İsmail, Mehmet Ayvalıtaş ölüyorsa, Gezi Parkı’nda çok sayıda insan çıkan olaylarda yaralandıysa, halen ülkede çok sayıda insan sıkıntı yaşıyorsa bu tür türküler de maalesef tam yerini bulmuş oluyor” diye konuştu.
AK Parti Milletvekili Mustafa Şahin 'satın eşşek sıpaları' türküsünü söyleyen Kutsal Evcimen ve Sinan Güngör hakkında inanılmaz açıklamalar yaptı
AKP Malatya Milletvekili Mustafa Şahin, CHP’li Arguvan Belediyesi tarafından organize edilen 11. Uluslararası Arguvan Türkü Festivali’nde sahneye çıkan Kutsal Evcimen ve Sinan Güngör’ün birlikte söylediği Âşık Kul Fakir’e (Rıza Karahan) ait “Satın Eşşek Sıpaları” türküsü üzerine AKP’ye yakın basın yayın organlarında “sanatçı müsveddesi, soytarı, yoncası fazla kaçmış hayvan” gibi açıklamalar yaptı.
Yaşananları gazetemize değerlendiren sanatçı Kutsal Evcimen, Satın Eşşek Sıpaları adlı bu türkünün 25-30 yıllık geçmişinin olduğunu anımsatarak “Taksim Gezi Parkı ve ülkenin yaşadığı sorunlara ışık tutabilmesi amacıyla seçtik” dedi. Ülkede yaşanılan olayları yansıtması bakımından sanatçı duruşu gösteriyoruz, Şahin’e dava açmaya hazırlanıyoruz.Bu ülkenin çocukları, Berkin, Ali İsmail, Mehmet Ayvalıtaş ölüyorsa, Gezi Parkı’nda çok sayıda insan çıkan olaylarda yaralandıysa, halen ülkede çok sayıda insan sıkıntı yaşıyorsa bu tür türküler de maalesef tam yerini bulmuş oluyor” diye konuştu.
Kekeç oğlan yalanda bir numara!
"Vay Kekeç vay dilin kemiği yok at bire yalancı pelvan :) "
Star gazetesi yazarı Ahmet Kekeç, Ahmet Necdet Sezer hakkında söylediklerinde coştukça coştu. Ancak ikaz edilince özür de dilemedi.
Kanal 24’teki programa katılan Star gazetesi yazarı Ahmet Kekeç öyle sözler söyledi ki, bir an duraksadığında kendisi dahi söylediklerine şaşırdı.
Ahmet Kekeç dünkü program sırasında eski Cumhurbaşkanı Sezer’in Cumhurbaşkanlığı dönemine dair aynen şöyle dedi:
“Deprem olmuş, 10 binlerce insan ölmüş, Gölcük depreminden bahsediyorum. Cumartesi – Pazar diye dışarıya çıkmıyor. Çıkmıyor yani. Bir siyasetçiyi ara, bir depremzedeyi ara, olay yerine git.”
Ahmet Kekeç, Sezer hakkında bu yorumda bulundu ancak Gölcük depremi 17 Ağustos 1999 yılında oldu. Ahmet Necdet Sezer ise Cumhurbaşkanı olarak göreve 16 Mayıs 2000 yılında başladı. Yani, Gölcük Depremi sırasında Ahmet Necdet Sezer Cumhurbaşkanı değildi.
Kekeç programda söylediği bu yalanı gelen uyarıların ardından fark ediyor ancak hiçbir şey olmamış gibi konuşmasına devam ediyor.
AKP'de 70 isim topun ağzında!
AKP'nin yeni Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu'nun 62. hükümeti kurma görevi alması sonrası bugün de yeni Bakanlar kurulunun açıklanması bekleniyor.
Davutoğlu yeni kabinesinde önemli değişikliklere yer verecek. Yeni Bakanlar AK Partide ''Değişim'' olarak nitelense de bir tasfiyenin de habercisi olacak.
Yeni kabinede özellikle 3 döneme takılan bazı isimlerin bakanlık görevinden alınacağı ve yerlerine Bülent Arınç'ın ''Yeni yetmeler'' olarak nitelediği bazı milletvekillerinin atanacağı belirtiliyor. Arınç'ın da Başbakan yardımcılığı görevinden alınıp yerine Ankara milletvekili Yalçın Akdoğan'ın getirileceği vurgulanıyor.
4 KURUCUNUN YOLLARI...
Böyle bir değişiklik AK Partiyi kuran 4 isimden biri olan Bülent Arınç'ın da önemli güç kaybetmesine neden olacak. Arınç üç döneme takıldığı için 2015 de milletvekili adayı da olamayacak. AK Partiyi kuran 4 isimden Abdullah Gül, 7 yıllık Cumhurbaşkanlığının ardından en azından 2015 seçimine kadar köşesine çekilecek. AKP, kongresini 27 Ağustos'a alarak 28 Ağustos'ta görev süresi dolan Gül'ün partiye dönüp Genel Başkan adayı olmasını engellemişti.
4 isim arasında yer alan eski Başbakan yardımcısı ve Maliye Bakanı Abdüllatif Şener partiden tamamen koparken, Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı olarak Çankaya'ya çıktı. Böylelikle Gül-Erdoğan-Şener ve Arınç dörtlüsünün siyasetteki yolları ayrıldı. Arınç'ın bakanlık görevinden alınması zincirin bir halkasını daha koparacak.
70 İSİM DE SIRADA
AKP'de aralarında bakanların da bulunduğu 70 isim de 2015 seçimleri öncesi aktif siyasete veda edecek ve en az 4 yıl süreyle parlamentodan uzak kalacak. Bu kapsama çok sayıda bakan ve parti yöneticisi giriyor. ''Tasfiye'' olarak nitelenen ve 2015'de aktif siyasetten kopacak AKP'li isimler şöyle:
KABİNE: Bülent Arınç, Beşir Atalay, Bekir Bozdağ, Ali Babacan, Ömer Çelik, Mehdi Eker, Faruk Çelik, Mevlut Çavuşoğlu, Hayati Yazıcı, Taner Yıldız.
PARTİ YÖNETİMİ: Abdülkadir Aksu, Hüseyin Çelik, Salih Kapusuz, Bülent Gedikli, Reha Denemeç, Nükhet Hotar, Haluk İpek.
MİLLETVEKİLLERİ: Cemil Çiçek, Sadullah Ergin, Nihat Ergün, Binali Yıldırım, Egemen Bağış, Suat Kılıç, Hüseyin Tanrıverdi, Edip Uğur, Fatma Şahin, Nurettin Canikli, Mustafa Elitaş, Burhan Kuzu, Nimet Baş, Recep Akdağ, Necati Çetinkaya, Sadık Yakut, Vecdi Gönül, Nafiz Özak, Mehmet Ali Şahin, Sefer Üstün, Cevdet Erdöl, Mustafa Ataş, Halide İncekara, Sait Açba, Ruhi Açıkgöz, Rıza Alaboyun, Fahrettin Poyraz, Vahit Kiler, Bayram Özçelik, Ali Küçükaydın, Mehmet Daniş, Ünal Kaçır, Enver Yılmaz, Nevzat Pakdil, Hakkı Köylü, Muzaffer Baştopçu, Fehmi Kinay, Mehmet Katsal, Nusret Bayraktar, Şaban Dişli, Yılmaz Demir, Mustafa Demir, Ahmet Yeni, Afif Demirkan, Yahya Akman, Şükrü Ayala, Zeyit Aslan, Köksal Toptan, Ziyaettin Akbulut, Mehmet Sarı, Kerim Özkul, Harun Tüfekçi, Hasan Ali Çelik, Murat Yıldırım.
Davutoğlu yeni kabinesinde önemli değişikliklere yer verecek. Yeni Bakanlar AK Partide ''Değişim'' olarak nitelense de bir tasfiyenin de habercisi olacak.
Yeni kabinede özellikle 3 döneme takılan bazı isimlerin bakanlık görevinden alınacağı ve yerlerine Bülent Arınç'ın ''Yeni yetmeler'' olarak nitelediği bazı milletvekillerinin atanacağı belirtiliyor. Arınç'ın da Başbakan yardımcılığı görevinden alınıp yerine Ankara milletvekili Yalçın Akdoğan'ın getirileceği vurgulanıyor.
4 KURUCUNUN YOLLARI...
Böyle bir değişiklik AK Partiyi kuran 4 isimden biri olan Bülent Arınç'ın da önemli güç kaybetmesine neden olacak. Arınç üç döneme takıldığı için 2015 de milletvekili adayı da olamayacak. AK Partiyi kuran 4 isimden Abdullah Gül, 7 yıllık Cumhurbaşkanlığının ardından en azından 2015 seçimine kadar köşesine çekilecek. AKP, kongresini 27 Ağustos'a alarak 28 Ağustos'ta görev süresi dolan Gül'ün partiye dönüp Genel Başkan adayı olmasını engellemişti.
4 isim arasında yer alan eski Başbakan yardımcısı ve Maliye Bakanı Abdüllatif Şener partiden tamamen koparken, Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı olarak Çankaya'ya çıktı. Böylelikle Gül-Erdoğan-Şener ve Arınç dörtlüsünün siyasetteki yolları ayrıldı. Arınç'ın bakanlık görevinden alınması zincirin bir halkasını daha koparacak.
70 İSİM DE SIRADA
AKP'de aralarında bakanların da bulunduğu 70 isim de 2015 seçimleri öncesi aktif siyasete veda edecek ve en az 4 yıl süreyle parlamentodan uzak kalacak. Bu kapsama çok sayıda bakan ve parti yöneticisi giriyor. ''Tasfiye'' olarak nitelenen ve 2015'de aktif siyasetten kopacak AKP'li isimler şöyle:
KABİNE: Bülent Arınç, Beşir Atalay, Bekir Bozdağ, Ali Babacan, Ömer Çelik, Mehdi Eker, Faruk Çelik, Mevlut Çavuşoğlu, Hayati Yazıcı, Taner Yıldız.
PARTİ YÖNETİMİ: Abdülkadir Aksu, Hüseyin Çelik, Salih Kapusuz, Bülent Gedikli, Reha Denemeç, Nükhet Hotar, Haluk İpek.
MİLLETVEKİLLERİ: Cemil Çiçek, Sadullah Ergin, Nihat Ergün, Binali Yıldırım, Egemen Bağış, Suat Kılıç, Hüseyin Tanrıverdi, Edip Uğur, Fatma Şahin, Nurettin Canikli, Mustafa Elitaş, Burhan Kuzu, Nimet Baş, Recep Akdağ, Necati Çetinkaya, Sadık Yakut, Vecdi Gönül, Nafiz Özak, Mehmet Ali Şahin, Sefer Üstün, Cevdet Erdöl, Mustafa Ataş, Halide İncekara, Sait Açba, Ruhi Açıkgöz, Rıza Alaboyun, Fahrettin Poyraz, Vahit Kiler, Bayram Özçelik, Ali Küçükaydın, Mehmet Daniş, Ünal Kaçır, Enver Yılmaz, Nevzat Pakdil, Hakkı Köylü, Muzaffer Baştopçu, Fehmi Kinay, Mehmet Katsal, Nusret Bayraktar, Şaban Dişli, Yılmaz Demir, Mustafa Demir, Ahmet Yeni, Afif Demirkan, Yahya Akman, Şükrü Ayala, Zeyit Aslan, Köksal Toptan, Ziyaettin Akbulut, Mehmet Sarı, Kerim Özkul, Harun Tüfekçi, Hasan Ali Çelik, Murat Yıldırım.
Erdoğan köşk'te HDP'lilerle "kakara kikiri" yaptı!
Erdoğan çiftini kahkahaya boğdu
Çankaya Köşkü’nde dün akşam verilen resepsiyonda Erdoğan ile HDP'liler arasında ilginç diyaloglar yaşandı.
HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder'in yaptığı espriler, Erdoğan çiftini uzun süre güldürdü.
Cumhurbaşkanlığı görevini devralan Recep Tayyip Erdoğan, devir teslim törenine katılan yerli ve yabancı konuklarını resepsiyonda ağırladı.
Milliyet gazetesi Erdoğan'ın Çankaya'daki ilk resepsiyonundan notları okurlarıyla paylaştı.
Konuklarıyla yakından ilgilenen Erdoğan'ın resepsiyona katılan HDP’li milletvekillerle yaptığı sıcak sohbet dikkatlerden kaçmadı.
Erdoğan, Pervin Buldan, İdris Baluken, Hasip Kaplan, Nazmi Gür, Kemal Aktaş, Adil Zozani, Erol Dora ve Ağrı Belediye Başkanı Sırrı Sakık’ın bulunduğu masaya geldi.
Buldan, Erdoğan’ı “Hayırlı olsun sayın cumhurbaşkanım” sözleriyle karşıladı. Erdoğan, HDP’lilerden, bölgenin sorunlarına ilişkin bilgi aldı. Erdoğan, HDP’lilerle Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde yapımı süren havalimanı hakkında da bilgi alışverişi yaptı.
SAKIK AĞRI'YA DAVET ETTİ
Ağrı Belediye Başkanı Sakık ise TBMM’deki yemin töreni sonrasında ve resepsiyonda Erdoğan’la Ağrı’nın sorunlarına ilişkin sohbet etti. Sakık, “Sizi tebrik ediyorum. Hayırlı uğurlu olsun. Ağrı yoksul bir kent. Cumhuriyetin kuruluşundan beri ihmal edilmiş. Cumhurbaşkanı olarak ilk ziyaretinizi Ağrı’ya yapmanızı istiyoruz” dedi. Erdoğan ise Sakık’a, “İnşallah yakın bir tarihte Ağrı’ya geleceğim, konuğunuz olacağım” karşılığını verdi. Sırrı Süreyya Önder’in, Adıyaman’a davet etmesi üzerine, Erdoğan, 10 Ağustos’ta kendisine en yüksek oy veren illerden başlamak üzere gezilerine başlayacağı yanıtını verdi.
ÖNDER'İN ESPRİLERİ GÜLDÜRDÜ
Bu sırada Emine Erdoğan’ın “Siz nerelisiniz?” diye sorması üzerine, Önder, “Adıyamanlıyım, Çok afedersiniz Türküm, tedavi oluyorum“ yanıtını verdi. Önder’in esprisi Erdoğan çiftini ve masayı güldürdü. Önder’in “Tarım Bakanı Mehdi Eker’den tespih istedim, vermedi. Verseydi tekrar bakan olması için dua edecektim” sözlerine Erdoğan çifti uzun süre güldü.
BARZANİ KATILDI
Sohbete, resepsiyona katılan isimlerden Irak Kürdistan Bölgesel Hükümeti Başbakanı Neçirvan Barzani de katıldı. Barzani ile Erdoğan, bölge sorunları konusunda sohbet etti. Barzani, Erdoğan’ı, IŞİD’le yürütülen mücadelede ilerleme kaydettiklerini kaydetti.
HDP'Lİ VEKİLİN ÖZEL'DEN TALEBİ
HDP’li Zozani, Milli Savunma Bakanı Yılmaz ile sohbet eden Genelkurmay Başkanı Özel’in yanına giderek, kendisini tanıttı ve Hakkari Kalesi’nin askeri alan olduğunu, kendilerine verilmesi halinde park haline getireceklerini belirtti ve “Hatta restore edip verirseniz daha iyi olur” diye konuştu. Özel ise olumlu veya olumsuz bir yanıt vermedi ancak restorasyonla Kültür Bakanlığı’nın ilgilendiğini kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, resepsiyonun ardından tören için Türkiye’ye gelen devlet ve hükümet başkanları onuruna akşam yemeği verdi.
Çankaya Köşkü’nde dün akşam verilen resepsiyonda Erdoğan ile HDP'liler arasında ilginç diyaloglar yaşandı.
HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder'in yaptığı espriler, Erdoğan çiftini uzun süre güldürdü.
Cumhurbaşkanlığı görevini devralan Recep Tayyip Erdoğan, devir teslim törenine katılan yerli ve yabancı konuklarını resepsiyonda ağırladı.
Milliyet gazetesi Erdoğan'ın Çankaya'daki ilk resepsiyonundan notları okurlarıyla paylaştı.
Konuklarıyla yakından ilgilenen Erdoğan'ın resepsiyona katılan HDP’li milletvekillerle yaptığı sıcak sohbet dikkatlerden kaçmadı.
Erdoğan, Pervin Buldan, İdris Baluken, Hasip Kaplan, Nazmi Gür, Kemal Aktaş, Adil Zozani, Erol Dora ve Ağrı Belediye Başkanı Sırrı Sakık’ın bulunduğu masaya geldi.
Buldan, Erdoğan’ı “Hayırlı olsun sayın cumhurbaşkanım” sözleriyle karşıladı. Erdoğan, HDP’lilerden, bölgenin sorunlarına ilişkin bilgi aldı. Erdoğan, HDP’lilerle Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde yapımı süren havalimanı hakkında da bilgi alışverişi yaptı.
SAKIK AĞRI'YA DAVET ETTİ
Ağrı Belediye Başkanı Sakık ise TBMM’deki yemin töreni sonrasında ve resepsiyonda Erdoğan’la Ağrı’nın sorunlarına ilişkin sohbet etti. Sakık, “Sizi tebrik ediyorum. Hayırlı uğurlu olsun. Ağrı yoksul bir kent. Cumhuriyetin kuruluşundan beri ihmal edilmiş. Cumhurbaşkanı olarak ilk ziyaretinizi Ağrı’ya yapmanızı istiyoruz” dedi. Erdoğan ise Sakık’a, “İnşallah yakın bir tarihte Ağrı’ya geleceğim, konuğunuz olacağım” karşılığını verdi. Sırrı Süreyya Önder’in, Adıyaman’a davet etmesi üzerine, Erdoğan, 10 Ağustos’ta kendisine en yüksek oy veren illerden başlamak üzere gezilerine başlayacağı yanıtını verdi.
ÖNDER'İN ESPRİLERİ GÜLDÜRDÜ
Bu sırada Emine Erdoğan’ın “Siz nerelisiniz?” diye sorması üzerine, Önder, “Adıyamanlıyım, Çok afedersiniz Türküm, tedavi oluyorum“ yanıtını verdi. Önder’in esprisi Erdoğan çiftini ve masayı güldürdü. Önder’in “Tarım Bakanı Mehdi Eker’den tespih istedim, vermedi. Verseydi tekrar bakan olması için dua edecektim” sözlerine Erdoğan çifti uzun süre güldü.
BARZANİ KATILDI
Sohbete, resepsiyona katılan isimlerden Irak Kürdistan Bölgesel Hükümeti Başbakanı Neçirvan Barzani de katıldı. Barzani ile Erdoğan, bölge sorunları konusunda sohbet etti. Barzani, Erdoğan’ı, IŞİD’le yürütülen mücadelede ilerleme kaydettiklerini kaydetti.
HDP'Lİ VEKİLİN ÖZEL'DEN TALEBİ
HDP’li Zozani, Milli Savunma Bakanı Yılmaz ile sohbet eden Genelkurmay Başkanı Özel’in yanına giderek, kendisini tanıttı ve Hakkari Kalesi’nin askeri alan olduğunu, kendilerine verilmesi halinde park haline getireceklerini belirtti ve “Hatta restore edip verirseniz daha iyi olur” diye konuştu. Özel ise olumlu veya olumsuz bir yanıt vermedi ancak restorasyonla Kültür Bakanlığı’nın ilgilendiğini kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, resepsiyonun ardından tören için Türkiye’ye gelen devlet ve hükümet başkanları onuruna akşam yemeği verdi.
27 Ağustos 2014 Çarşamba
Bakanlara küfreden aktrol Süleyman Soylu'nun adamı çıktı.
Başta Maliye Bakanı Şimşek ve bazı AKP’li vekillere ettiği hakaretlerle tanınan Esat Ç. adlı Twitter hesabının, Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu’nun ekibinde yer alan 23 yaşındaki E.B.U olduğu iddia ediliyor.
Twitergate skandalı, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı’nın ardından AKP Genel Merkezi’ne sıçradı. “Gizli Arşiv”, “Kuşçubaşı Eşref” isimli meşhur Aktroll hesaplarının ardından, bakanlara küfür ederek “ayar” veren Esat Ç. İsimli Twitter hesabı da deşifre oldu. Taraf’ın haberine göre; söz konusu hesabın, AKP Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu’nun ekibinde yer alan ve 28 Kasım 1991 doğumlu E.B. U. isimli vatandaş tarafından kontrol edildiği tespit edildi. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek başta olmak üzere birçok bakan ve milletvekiline “hakaret eden” Esat Ç. isimli hesabın sahibinin AKP tarafından bilinmesine rağmen, bugüne kadar hakkında bir işlem yapılaması da dikkatlerden kaçmadı.
ESAT Ç. NASIL YAKALANDI?
Taraf gazetesinden Hüseyin Özay’ın haberine göre; Gezi Parkı Eylemleri’nin ardından oluşturulan AKP Troll ekibi, tek tek deşifre olmaya başladı. Bu ekibin başında gelen ve küfürlü mesajları ile gündemden düşmeyen Esat Ç. İsimli sahte Twitter hasabının da kime ait olduğu kesinleşti. Söz konusu hesaplarla ilgili olarak, Cumhuriyet savcılıklarına çok sayıda şikâyet dilekçesi verildi. Şikâyet dilekçeleri doğrultusunda hesaplarla ilgili soruşturma açıldı. Ve mahkeme kararları ile de teknik takip başlatıldı. İşte bu takip esnasında, AKP’nin sahte Aktroll hesapları deşifre oldu. Yine bu teknik takip sırasında, 0 531 959 23 XX nolu Turkcel’e kayıtlı ancak Vodafone geçmiş telefon numarasından Esat Ç. İsimli hesaba sürekli mesaj atıldığı belirlendi. Söz konusu hattın daha sonra kapatıldığı tespit edildi.
AKP GENÇLİK KOLLARI’NDA ÇIKTI
Bu gelişme üzerine telefon hattının kimin tarafından kullanıldığına yönelik çalışma yapıldı. Yapılan bu çalışma sonucunda ise, söz konusu hattın, 28 Kasım 1991 doğumlu baba adı Recep olan E.B.U. isimli bir vatandaş tarafından alındığı ve kullanıldığı saptandı. Söz konusu gençle ilgili yapılan çalışmada ise E.B.U.’nun, İstanbul AKP Gençlik Kolları’nda görevli olduğu ve AKP Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu’nun koordinatörlüğünde oluşturulan Ak troll ekibin de içinde yer aldığı belirlendi. Söz konusu bilgiler de yine bu teknik takip esnasında ulaşıldı. Halen, İstanbul’da ve Mevlana mahallesinde oturan Esat Ç.’nin Başbakan’ın danışmanları tarafından da tanınması dikkat çekti.
BAKANLARA KÜFÜR ETTİ
Esat Ç. İsimli sahte Twitter adresi, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek başta olmak üzere bazı AKP’li bakan ve milletvekillerine “ettiği hakaret içeren mesajlarla” biliniyor. 23 yaşında bir genç tarafından atıldığı tespit edilen söz konusu mesajlarla ilgili olarak bugüne kadar bir işlem yapılmadı. Bu durum, Aktrollerle ilgili soru işaretlerinin daha da artmasına yol açtı.
Daha önce de Gizli Arşiv ve Kuşlubaşı Eşref gibi sahte Twitter hesaplarının kimler tarafından kontrol edildiği de tespit edilmişti. Bu hesaplarla ilgili de çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği öğrenildi.
11 Ağustos 2014 Pazartesi
'Seçimin galibi İhsanoğlu ve Demirtaş'
'Seçimin galibi İhsanoğlu ve Demirtaş'
Cumhurbaşkanı seçimi sonuçlarını değerlendiren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, ''Seçimin galibi Erdoğan değil; devlet mekanizmasına karşı büyük bir cesaretle yarıştıkları için İhsanoğlu ve Demirtaş'tır'' dedi. Kılıçdaroğlu, partisinin kurultaya gitmesini gerektiren bir sebep olmadığını söyledi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Köşk seçimi sonuçlarıyla ilgili ilk değerlendirmesini yaptı. Kılıçdaroğlu, seçimin kaybedeninin, demokrasi ve temiz siyaset olduğunu savundu.
"Bugün olsa yine İhsanoğlu'nu aday gösterirdim" diyen CHP Lideri'ne göre seçimin galibi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan değil, devlet mekanizmasına karşı büyük bir cesaretle yarıştıkları için Ekmeleddin İhsanoğlu ve Selahattin Demirtaş.
Cumhuriyet Gazetesi'ne konuşan Kılıçdaroğlu, sandığa gitmeyenleri de eleştirdi: ''Tatilciler, boykotçular ve diğer sandığa gitmeyen kesimler olmasaydı yüzde 51 oy oranını bulamayacaktı ve seçim ikinci tura kalacaktı. Bugün seçim olsa yine CHP’nin adayı olarak İhsanoğlu’nu gösterirdim. Türk siyaseti sayın İhsanoğlu gibi tertemiz bir ismi kazanmıştır.''
Seçim sonuçlarının CHP'de bir çatlama ya da bölünme yaratıp yaratmayacağı sorusunu da yanıtlayan Kılıçdaroğlu şunları söyledi:
''Hayır, yaratmaz. Tabanımız hem adayına hem sandıklara sahip çıktı. Parti içinde bir çatlama için ortada bir gerekçe göremiyorum. Kurultaya gitmemizi gerektiren bir sebep yok. Ancak bu yönde bir taleple gelirlerse tabii ki olabilir.''
MHP'nin yeterince çalışmadığı yönündeki iddiaları da değerlendiren CHP Lideri, seçim öncesi yayınlanan anketlere tepki gösterdi: ''MHP'liler de ellerinden gelen çabayı gösterdi. Ben de tüm parti teşkilatımıza bir talimat verdim. MHP kesinlikle eleştirilmeyecek. Erdoğan’ın oy oranını daha yüksek gösteren araştırmalar, yurttaşlarımızın sandığa gitmesini engellemeye yönelik operasyonlardı. O araştırma şirketleri bu yaptıkları hareketle demokrasiye ihanet etmişlerdir.''
Fitch: Siyasi risk hala yüksek
Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmasına rağmen Türkiye'de siyasi riskin hala yüksek olduğunu belirtti. Kuruluş, siyasi riskin not için kırılganlık olarak kalmaya devam edeceğini kaydetti.
Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch’ten cumhurbaşkanlığı seçimi sonrasında ilk değerlendirme geldi.
Kuruluş, Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmasına rağmen Türkiye'de siyasi riskin hâlâ yüksek olduğunu belirtti.
Fitch, seçimlerin sonucunun seçmenin büyük bölümünün Erdoğan'ı desteklediğini teyit ettiğini ifade etti.
Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch’ten cumhurbaşkanlığı seçimi sonrasında ilk değerlendirme geldi.
Kuruluş, Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmasına rağmen Türkiye'de siyasi riskin hâlâ yüksek olduğunu belirtti.
Fitch, seçimlerin sonucunun seçmenin büyük bölümünün Erdoğan'ı desteklediğini teyit ettiğini ifade etti.
4 Ağustos 2014 Pazartesi
Yurt dışı seçmen adayları pek sevmedi!
Katılım oranı %5 de kaldı.
Cumhurbaşkanlığı seçimini sandık başlarındaki gönüllü müşahitleriyle yakından takip eden ’Gurbetin Oyları Grubu’ tarafından ilk tur için yurt dışındaki 2 milyon 722 bin 981 seçmenden şu ana kadar sadece 178 bin 959’unun randevu alabildiği, kullanılan oy oranının yüzde 5 oranında olduğu açıklandı.
’Türkiye’nin Oyları’ ile ’Gurbetin Oyları’ isimli sivil iki kardeş platformları yerel seçimler için 30 Mart 2014 tarihinden yaklaşık 1 ay önce Ortak Nokta Derneği ve Ankara Kent Forumu Derneği öncülüğünde bağımsız gönüllülerin bir araya gelerek Ankara’nın Oyları’nı kurmasıyla çalışmalarına başladı. Tamamen gönüllü bireylerden oluşan, tarafsızlık, yerellik, şeffaflık, işbirliği ilkeleri kapsamında lidersiz ve yatay yapılanan, adil, şeffaf ve temiz seçim için çalıştığı belirtildi.
Gönüllüler, Türkiye’nin Oyları ile 80 ilde, ’Sandık Başındayız’ sivil platformu ile işbirliği içinde İstanbul’da, Gurbetin Oyları ile yurtdışındaki sandıklarda oylara sahip çıkmak için çalışıyor. Gönüllü bireylerin, hukuki çerçevede sandık başında nasıl görev yapabilecekleri eğitim programları aracılığıyla aktarılıyor ve yurt içi- yurt dışında açılan sandıklara yerleştirilmeleri sağlanıyor.
“FENERBAHÇE MAÇINA 7 BİNDEN FAZLA VATANDAŞ GİTTİ AMA OY KULLANMAYA BİN KİŞİ BİLE GELMEDİ”
Danimarka’da oy verme işleminin son gününde oy kullananların sayısının bini bulmaması Büyükelçi Mehmet Dönmez’i üzdü. 4 gün boyunca bizzat sandık başında bekleyen ve görevlilerle, vatandaşlarla ilgilenen Büyükelçi Dönmez “Fenerbahçe maçına 7 binden fazla vatandaş gitti ama oy kullanmaya bin kişi bile gelmedi üzüldüm” dedi.
Türkiye’deki Cumhurbaşkanlığı seçimleri için Danimarka’da oy verme işlemine ilgi çok düşük oldu. Türkiye’nin Kopenhag Büyükelçisi Mehmet Dönmez, oy hakkı bulunan yaklaşık 3 bin vatandaşımızdan sadece bine yakının oy kullandığını belirterek “Fenerbahçe maçına ilgi oy hakkına ilgiden daha fazla oldu” dedi. Vatandaşlarımızın yıllardır bekledikleri oy kullanma hakkından yeterince yararlanmamalarının kendisini üzdüğünü belirten Büyükelçi Mehmet Dönmez “İlgi beklenenin çok altında. Bugün 4’üncü gündeyiz oy kullananların sayısı toplam bine ulaşmadı. Üzüntü duydum doğrusu. Bugün de fazla vatandaş gelmedi. 30 bin seçmen bulunan Danimarka’da daha çok oy kullanılması gerekirdi. Vatandaşlarımızın bazılarının izinde olması bazılarının da randevu alamamış olması, uzakta olmaları katılımı düşürdü. Ama dün akşam maça 7 bin kişinin katıldığına bakarsak seçime biraz daha fazla katılım beklerdik” diye konuştu. Yeni sezon hazırlıklarını sürdüren Fenerbahçe, üçüncü hazırlık maçında,İspanyol takımı Sevilla ile dün akşam Danimarka'nın başkenti Kopenhag'da karşı karşıya gelmişti.
TWITTER’DAN ANLIK BİLGİLENDİRME
Üç adayın yarıştığı cumhurbaşkanlığı için yurt dışında başlayan seçim sürecinde gönüllüler aracılığıyla bir araya getirilen bilgiler, Twitter üzerinde #GurbetinOylari etiketiyle yayımlanıyor. 10 Ağustos’ta ise, sandıklardan haberler #TurkiyeninOylari etiketinden izlenebilecek.
OY KULLANAN ORANI YÜZDE 5
Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının devam eden oy kullanma işlemine ilişkin Gurbetin Oyları grubundan, seçim gündemine ilişkin bilgiler aktarıldı. 2 milyon 722 bin 981 seçmenden birinci tur için sadece yüzde 178 bin 959’unun (yüzde 6.4) randevu aldığı, 1 milyon 380 bin 909 seçmen sayısıyla en büyük yurt dışı seçmen kitlesine sahip Almanya’da ise bu oranın yüzde 6.6 olduğuna dikkat çekildi.
SEÇİMDEN NOTLAR
Şu ana kadar yurt dışında oy kullanma oranının yüzde 5’e ulaştığı açıklanarak, seçim gündemine ilişkin şu notlar öne çıkarıldı;
* Frankfurt’ta mükerrer oy engellendi. Ailesinden sonra oy kullanmak isteyen bir seçmenin, Kayseri’de Havalimanı’nda da oyunu kullanmış olduğu tespit edildi. * Özellikle Berlin ve Essen’de gönüllü müşahitlerimizin, yasal müşahit kartları yanlarında olmasına rağmen seçimi gözlemlemek üzere sandık alanına girişlerine tamamen keyfi bir uygulama ile izin verilmedi. * Almanya’da bazı bölgelerde tutanakların kapılara asılması konusundaki ısrarlarımız sonuçsuz. * Oy zarfları kağıdının çok ince olması yüzünden çoğu zarfta seçmenin hangi aday için oy kullandığı zarf açılmadan belli oluyor. Bu seçimin adil ve şeffaflığına büyük darbe varabilecek bir etken olarak dikkat çekiyor.
RANDEVU SİSTEMİNİN İPTALİ DAHA BÜYÜK SORUN OLUR
Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) randevu sisteminden randevu almış birçok seçmene, seçtikleri zamandan başka bir zamana bir randevu daha verilmesi, yani çifte zaman ataması yapılması nedeniyle ilk gün bazı sandıklarda kullanılan oya oranla yüzde 30 civarında seçmenin geri gönderildiği açıklandı. Çifte randevuların yarattığı sorunlar devam ederken, seçmen sayısının azlığı nedeniyle seçim sürerken randevu sisteminin tamamen iptal edilmesi için YSK’ya ve kamuoyuna yapılan baskının olumlu sonuçlanmasının daha büyük sorunlara yol açacağı belirtildi.
PARTİLERE ’MÜŞAHİT GÖNDERİN’ ÇAĞRISI
İki gündür yurt dışındaki seçimlere düşük katılım nedeniyle randevusuz oy kullanma başvurularının YSK tarafından reddedildiğini de duyuran gönüllüler, şu çağrıda bulundu:
"Bu durum toplu organizasyonlarla randevusuz oy kullanma teşebbüslerine yol açabilir. Özellikle daha kalabalık olması beklenen hafta sonunda denetimi sıkılaştırmak gerekmektedir. Randevu günü dışında ancak ve ancak gümrük kapılarında ve havaalanlarında oy kullanılabilir. Denetlemekle yükümlü olan sandık başkanları ve dış işleri personelinin baskı altına alınması durumunda genelgeye aykırı oy kullananları müşahitler olarak engelleyemeyiz. Gurbetin Oyları olarak, yeterli sayıda temsilci gönderemeyen tüm partileri bir an önce az sayıda sandık görevlilerinin olduğu ülke ve sandıklara müşahit göndermeye çağırıyoruz. Seçim hukukuna ve oylara sahip çıkmak adına, olası tüm usulsüzlüklerin raporlanması ve tutanakların paylaşılmasında desteğinizi bekliyoruz."
CAMİLERDEN TOPLU RANDEVU ÇAĞRISI
Pazar günü için her ülkeden haber aldıklarına da işaret eden Gurbetin Oyları gönüllüleri, "Camiler randevu alma sürecinde çağrıda bulunmuş ve vatandaşlara toplu olarak randevular alınmış. Elbette bunda bir usulsüzlük yok. Ancak otobüslerle sandığa gidecekleri gün pazar. Pazar günü çok kalabalık olacağı ve büyük baskılarla geçeceği beklentisi var" uyarısında da bulundu.
AVUSTURYA'DA 9 BİN OY KULLANILDI
Avusturya'da, 2-3 Ağustos 2014 tarihlerinde yapılan cumhurbaşkanlığı seçimi ilk tur oylaması bugün saat 17:00'da sona erdi. Türkiye'nin halk tarafından seçilen ilk cumhurbaşkanının belirleneceği oylamada, diğer ülkelerde olduğu gibi Avusturya'da yaşayan Türk vatandaşlarının da oy hakkına sahip olmasıyla bir ilk gerçekleşti. Avusturya'daki gurbetçilerin kimisi tatil yolundaki gümrüklerde kimisi de çeşitli merkezlerde kurulan sandıklarda oyunu kullanmayı tercih etti. Seçimin ilk turunda kayıtlı seçmen sayısının 104 bin 536 kişi olduğu Avusturya'da, elçilik ve konsolosluk binalarının yeterli olmayacağı düşünülerek Viyana, Salzburg ve Bregenz şehirlerinde çeşitli salonlar kiralandı. Ancak cumhurbaşkanlığı seçimine katılım beklenenin altında kaldı. Avusturya'da, yalnızca 6 bin 559 kişi oy kullanmak için randevu aldı. Görevlilerden alınan tahmini bilgilere göre ise 3 merkezde kurulan 77 sandıkta yaklaşık 9 bin kişi oy kullandı. Katılımın düşük olmasına neden olarak, seçimin gurbetçilerin izin dönemine denk gelmesi ve randevu sistemindeki sıkıntılar gösteriliyor.
BELÇİKA'DA OY KULLANMA SONA ERDİ
Cumhurbaşkanı seçiminde Belçika'da 127 bin 518 kayıtlı seçmenden 8 bin 66'sı oy kullandı.
Brüksel ve Anvers'te kurulan yirmi üçer sandıkta 31 Temmuz-3 Ağustos'ta kullanılan oylar, tutanak tutulmasının ardından siyasi partilerin de üye verdiği seçim komisyonlarının nezaretinde diplomatik misyonlardaki güvenli depolara taşındı. Mühürlü oy çuvallarının 5 Ağustos'ta yine seçim komisyonlarının nezaretinde Almanya'nın Köln kentine götürülerek Türkiye'den gelecek komisyona teslim edileceği belirtildi.
2 Ağustos 2014 Cumartesi
Zamanında Tuğçe Kazaz iffetini açıp göstermişti.
Tuğçe Kazaz, 'Göğüslerini açan kadın mı iffetlidir' diyerek Türkiye Gündemini gereksiz yere meşgul eden 'Arınç ve kahkaha' tartışmalarına etkili bir giriş yaptı.
Durumu değerlendirmeden önce bazı önemli noktaların altını çizmekte fayda var.
Tuğçe Kazaz 2001'de düzenlenen bir güzellik yarışmasında birinciliği elde ettikten sonra tanınmaya başlanmıştı. Sonrasında verdiği cesur pozlar ve de Kenan Doğulu ile yaşadığı aşk popülerliğini iyice arttırmış, ondan ayrıldıktan sonra 2005 yılında George Seitaridis isimli bir Yunan vatandaşıyla evlenerek Hristiyan olduğunu açıklamasıyla da gündemi uzunca süre meşgul etmişti. Bu seçimiyle ailesi tarafından reddedilen Kazaz'ın hikayesi yıllar sonra yeniden Müslüman olduğunu açıklaması, türban takarak defilelere çıkmasıyla yeniden ön plana taşınmıştı.
Bugün itibariyle birçok haber kanalının olayla alakalı manşetleri, Tuğçe Kazaz'ın geçmişte verdiği çıplak pozlar ve Din değiştirme tercihlerinin bir çeşit bel altı vuruşları gibiydi. Altını çizmek istediğim noktalar burası.
Bir insan özgür iradesiyle hayatını istediği şekilde yönlendirebilir, çıplak pozlar vermiş daha sonra kapanmayı seçmiş olabilir ya da Mülüman iken Hristiyan veya tam tersi bir inanç içerisinde bulunabilir. Bunların bir insan hayatının geçmişindeki mevcudiyetleri onu suçlamak için kullanılamaz, kullanılmamalı. Buna herkesin dikkat etmesi çok önemli bence.
Neyse gelelim asıl mevzuya, Tuğçe Kazaz'ın, Arınç'ı desteklemesine. Ne demiş peki?
Edepsizce göğüslerinin üzerine 'eylem' yazısı yazıp, kadının en mahrem yerini sokak ortasında açarak kendini basitleştiren bir kadın mı iffetlidir?
Öncelikle bu tip bir açıklama 'Keskelalaka' olmuş, bilerek bu cümleyi kullandım çünkü en doğru karşılık bu. Konu bir kadının kahkaha atmasıyla ilgili söylenen bir fikir değil mi? Çıplaklıkla bunun ne alakası var? Bu karmaşaya sürekli düşüyoruz, birisi bir şey söylüyor öbürü hiç alaksız yere bir beyanda bulunuyor. Kahkaha mevzusu nerede, çıplaklık mevzusu nerede?
Diğer bir husus da 'Size ne' meselesi. Geçmiş yaşantısında verdiği çıplak fotoğraflarla alakalı eminiz ki bir çok eleştiri almıştır Tuğçe Kazaz. Dediğim gibi yeniden Müslüman olmayı seçmesi, türbanlı resimler çektirmesi, fikirlerinin bazı yönlerde gelişmesi tamamen onunla alakalı ancak geçmişte kendisine yapılmasını istemediği, yapıldığında rahatsız olduğu şeyleri bugün başkalarına yapmaya kalktığında işte o nokta bizim konumuz olur.
Femenlerin bir felsefesi var, çıplaklık temelli ancak bedensellikten ziyade Aktivizm kökenli. Bu gerçekliği Tuğçe Kazaz'ın bilmemesi mümkün değil ancak bilmiyormuş gibi davranması olası görüldüğü üzere.
Başka ne demiş?
Dünya tuhaflaşmadı mı? Bizler kendimize tuhaf gelmiyor muyuz? Neden kızıyoruz çıkıp da bir başbakan yardımcısı, sırf kendimizi ait hissetmediğimiz bir partiden diye söylediklerinin bir cümlesini alıp sadece onu söylemiş gibi kullanıp kendimizi ve karşıdakini kutuplaştırmaya çalışıyoruz. Neden; çünkü onlardan mı bizim için? Peki onlar dediğimiz karşı tarafa kızarken kendimizde bir taraf olmuyor muyuz aslında?
Bir cümle alınmadı, Bülent Arınç, 'Toplum içinde kadınlar kahkaha atmamalıdır, bu iffetsizliktir' dedi. Bu cümleyi de tüm diğer söyledikleriyle beraber sarf etti. Yanlış bir düşünceye karşı çıkmak kutuplaştırmak değildir, kutuplaştırma çabalarını ortadan kaldırmaktadır. Bu cümlelerin ardından sağda solda herkes birbirinin gülmelerine kafayı takar hale geldi. Bu gülüyor, bu kahkaha atıyor durumlarına döndük, var mıydı böyle bir şey günler önce. Kim, bir başkasının nasıl güldüğüne dikkat ediyordu?
Söylediklerini tekrar ve tekrar okudum, farklı bir görüş ya da temeli sağlamlaştırıcı düşünceler mevcut değil.
Sonuç olarak Tuğçe Kazaz, yeniden döndüğü Müslümanlık inancının gereği olduğuna inandığı bir takım açıklamalarda bulunmuş ve kahkaha atmanın iffetsizlik olabileceği fikrini dolaylı olarak kabul etmiş, bunu yaparken de konuyla hiç alakası olmayan kişilerin yaşamlarına müdahale etmiş, karışmış, baskı kurmuştur.
Özet bu sadece, yani nereden baksan tutarsızlık...
alıntı : radikal
7 Temmuz 2014 Pazartesi
Ethem Sarısülük'ü öldüren polis tutuklandı.
Ankara'da Gezi Parkı protestolarına destek eylemlerinde Kızılay'da polisin silahından çıkan kurşunla vurularak hayatını kaybeden Ethem Sarısülük davasında mahkeme, sanık polis A.Ş.'nin tutuklanmasına karar verdi. Karar sonrası duruşma salonunda avukatlarla jandarma arasında arbede çıktı.
Kızılay'da polis memuru A.Ş.'nin silahından silahından çıkan kurşunla yaşamını yitiren Ethem Sarısülük davasının 6. duruşması yoğun güvenlik önlemleri altında Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başladı.
Dava nedeniyle adliye çevresinde ve duruşma salonunda yoğun güvenlik önlemleri alındı.
Saat 10.30'da başlayan duruşmaya sanık polis A.Ş., sanık ve mağdur avukatlarının yanı sıra Sarısülük'ün yakınları ve bazı CHP'li vekiller de katıldı.
''JANDARMALARI ÇIKARIN TALEBİNE'' RET
Duruşmada avukatların 'jandarmaları dışarı çıkarın' talebine mahkeme başkanı "Geçen celse olan olaylar ortada. Jandarmayı dışarı çıkarmıyoruz" yanıtını verdi.
Sanık vekilleri duruşmanın kapalı yapılması talebinde bulundu. Mahkeme duruşmanın kapalı yapılmasına ilişkin sanık vekillerinin talebini reddetti.
SAVCI, SANIK POLİSİN TUTUKLANMASINI İSTEDİ
Ethem Sarısülük'ün ölümüne ilişkin davada Cumhuriyet Savcısı, sanık A.Ş.'nin eyleminin meşru müdafaa olmadığını belirterek, olası kasıtla adam öldürmekten cezalandırılmasını ve tutuklanmasını istedi.
SANIK POLİSE TUTUKLAMA KARARI
Mahkeme, sanık polis A.Ş.'nin tutuklanmasına karar verdi. Duruşma 3 Eylül çarşamba gününe ertelendi.
ALİ İSMAİL'İN ANNESİ GÖZYAŞLARINA BOĞULDU
Sanık polise tutuklama kararı çıkınca Ali İsmail Kormaz'ın annesi Emel Korkmaz gözyaşlarını tutamadı.
DURUŞMA SALONUNDA OLAY
Karar sonrası duruşma salonunda avukatlarla jandarma arasında arbede çıktı. Jandarmma, avukatları salon dışına çıkarmaya çalıştı.
Duruşma salonunda bulunan polis memuru A.Ş. de güvenlik kuvvetlerinin arasında adliye binasında güvenli bir odaya alındı.
ADLİYE ÖNÜNDE TOPLANDILAR
Dava öncesi bazı sivil toplum kuruluşları adliye bahçesinde toplandı.
Dava nedeniyle adliye çevresinde yoğun güvenlik önlemi alındı. Adliye girişleri, demir bariyerlerle kapatıldı.
2 Haziran 2014 Pazartesi
SGK prim borçlarına af kanunu mecliste
Maliye Bakanlığı'nca takip edilen kesinleşmiş vergi alacakları ile Sosyal Güvenlik Kurumu'nca takip edilen prim alacaklarının yeniden yapılandırılmasını öngören kanun teklifi, TBMM Başkanlığı'na sunuldu
Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı vergi ve ceza affı yolda. Meclis'e sunulan tasarı, 15 ayrı vergi ve idari para cezasının yapılandırılmasını öngörüyor.
Hükümetin üzerinde çalıştığı kamu alacaklarına af getiren yasa teklifi Meclis Başkanlığı'na sunuldu.
AK Parti Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin ve arkadaşlarının verdiği teklif, 15 ayrı çeşit vergi ve idari cezanın yeniden yapılandırılmasını öngörüyor.
Motorlu taşıtlar vergisi, kurumlar vergisi, gerçek kişilerin gelir vergileri ile sigara cezaları, karayolu taşıma kanununa muhalefete ilişkin cezaları olanlar düzenlemeden yararlanabilecek.
Teklif, cumhuriyet tarihinin en kapsamlı yeniden yapılandırma düzenlemesi olma özelliğini taşıyor.
Düzenleme bu haliyle yasalaşırsa, 30 Nisan 2014'e kadar kesilen cezaların olan borçlarının cezaya giren tutarları, enflasyona endekslenerek yapılandırılacak.
Borca ilişkin bütün gecikme faizi ve zamları silinecek, ceza ve vergilerin ana paraları da 18 taksitte ödenebilecek.
Ayrıca 120 liraya kadar olan sigara içme cezaları ve bazı vergilerden kaynaklı 100 liraya kadar olan cezalar da silinecek.
Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı vergi ve ceza affı yolda. Meclis'e sunulan tasarı, 15 ayrı vergi ve idari para cezasının yapılandırılmasını öngörüyor.
Hükümetin üzerinde çalıştığı kamu alacaklarına af getiren yasa teklifi Meclis Başkanlığı'na sunuldu.
AK Parti Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin ve arkadaşlarının verdiği teklif, 15 ayrı çeşit vergi ve idari cezanın yeniden yapılandırılmasını öngörüyor.
Motorlu taşıtlar vergisi, kurumlar vergisi, gerçek kişilerin gelir vergileri ile sigara cezaları, karayolu taşıma kanununa muhalefete ilişkin cezaları olanlar düzenlemeden yararlanabilecek.
Teklif, cumhuriyet tarihinin en kapsamlı yeniden yapılandırma düzenlemesi olma özelliğini taşıyor.
Düzenleme bu haliyle yasalaşırsa, 30 Nisan 2014'e kadar kesilen cezaların olan borçlarının cezaya giren tutarları, enflasyona endekslenerek yapılandırılacak.
Borca ilişkin bütün gecikme faizi ve zamları silinecek, ceza ve vergilerin ana paraları da 18 taksitte ödenebilecek.
Ayrıca 120 liraya kadar olan sigara içme cezaları ve bazı vergilerden kaynaklı 100 liraya kadar olan cezalar da silinecek.
28 Mayıs 2014 Çarşamba
2014 de sağlık'ta büyük zamlar geldi.
TÜİK verilerine dayanarak yapılan araştırmaya göre, 17 sağlık madde fiyatının tamamında artış yaşandı. Sağlık madde fiyatlarında en dikkat çeken artışlar yüzde 6,71 artışla sezaryen ücretlerinde oldu.
Artık Parası olmayana sağlık hizmeti de yok
2014 yılı Ocak ayında 989,37 TL olan sezaryen doğum ücretleri 2014 yılı Nisan ayında 1055,78 TL'ye çıktı. Yüzde 5,86 artışla ameliyat ücreti oransal değerlendirmede ikinci en fazla artan sağlık madde fiyatı oldu. Diş dolgu ücreti 2014 yılı Ocak ayında 86,58 TL iken bu rakam 2014 yılı Nisan ayında 90,66 TL'ye yükselerek yüzde 4,71 arttı. Diş çekme ücreti 2014 yılı Ocak ayında 55,20 TL iken bu rakam 2014 yılı Nisan ayında 58,13 TL'ye yükselerek yüzde 5,30 arttı.
Normal doğum ücreti 2014 yılı Ocak ayında 809,37 TL iken bu rakam 2014 yılı Nisan ayında 851,55 TL'ye yükselerek yüzde 5,21 arttı. Hastane yatak ücreti 2014 yılı Ocak 118,10 TL iken 2014 Nisan ayında 119,78 TL'ye yükselerek yüzde 1,42 arttı. İlaç ücretleri 2014 Ocak ayında 9,88 TL iken bu rakam 2014 yılı Nisan ayında 9,92 TL'ye yükselerek yüzde 0,46 arttı.
"MAAŞLARA YAPILAN ZAMLAR 4 AYDA YOK OLMA NOKTASINA GELDİ"
Türk Sağlık-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, araştırmaya ilişkin ANKA'ya yaptığı değerlendirmede, maaşlara yapılan zamların 4 ayda yok olma noktasına geldiğini belirterek, şöyle konuştu:
"Her şey zamlanıyor; fakat enflasyon farkını istemeyen Memur-Sen'in imzaladığı toplu sözleşme nedeniyle memurun maaşı eriyip gidiyor. Önümüzdeki aylarda da memur maaşları enflasyona yenik düşecek. Ekonomi çevrelerinin yıllık enflasyonun çift haneli rakamlara ulaşacağı sözlerini de değerlendirdiğimizde memurların zammı enflasyon karşısında buharlaşacak."
Artık Parası olmayana sağlık hizmeti de yok
2014 yılı Ocak ayında 989,37 TL olan sezaryen doğum ücretleri 2014 yılı Nisan ayında 1055,78 TL'ye çıktı. Yüzde 5,86 artışla ameliyat ücreti oransal değerlendirmede ikinci en fazla artan sağlık madde fiyatı oldu. Diş dolgu ücreti 2014 yılı Ocak ayında 86,58 TL iken bu rakam 2014 yılı Nisan ayında 90,66 TL'ye yükselerek yüzde 4,71 arttı. Diş çekme ücreti 2014 yılı Ocak ayında 55,20 TL iken bu rakam 2014 yılı Nisan ayında 58,13 TL'ye yükselerek yüzde 5,30 arttı.
Normal doğum ücreti 2014 yılı Ocak ayında 809,37 TL iken bu rakam 2014 yılı Nisan ayında 851,55 TL'ye yükselerek yüzde 5,21 arttı. Hastane yatak ücreti 2014 yılı Ocak 118,10 TL iken 2014 Nisan ayında 119,78 TL'ye yükselerek yüzde 1,42 arttı. İlaç ücretleri 2014 Ocak ayında 9,88 TL iken bu rakam 2014 yılı Nisan ayında 9,92 TL'ye yükselerek yüzde 0,46 arttı.
"MAAŞLARA YAPILAN ZAMLAR 4 AYDA YOK OLMA NOKTASINA GELDİ"
Türk Sağlık-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, araştırmaya ilişkin ANKA'ya yaptığı değerlendirmede, maaşlara yapılan zamların 4 ayda yok olma noktasına geldiğini belirterek, şöyle konuştu:
"Her şey zamlanıyor; fakat enflasyon farkını istemeyen Memur-Sen'in imzaladığı toplu sözleşme nedeniyle memurun maaşı eriyip gidiyor. Önümüzdeki aylarda da memur maaşları enflasyona yenik düşecek. Ekonomi çevrelerinin yıllık enflasyonun çift haneli rakamlara ulaşacağı sözlerini de değerlendirdiğimizde memurların zammı enflasyon karşısında buharlaşacak."
Kemal Kılıçdaroğlu: "Bi git be adam"
Kemal Kılıçdaroğlu, Erdoğan’a “Senin defolup gitmen lazım” dedi.
KILIÇDAROĞLU'NDAN ERDOĞAN'A "SENİN DEFOLUP GİTMEN LAZIM"
Partisinin grup toplantısında konuşma yapan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Başbakan Tayyip Erdoğan’a sert tepki gösterdi. Kılıçdaroğlu Erdoğan için “3 gün sussa Türkiye’de huzur olur. Her gün konuşuyor her gün kavga. Sürekli bir gerginlik ortamı yaratılıyor ve belli siyasi partiler bunlardan beslenmeye çalışıyor” şeklinde konuştu.
CHP lideri Kılıçdaroğlu “Toplumu bölüyor, renklere tahammül edemiyor. Senin defolup gitmen lazım” ifadelerini kullandı. Okmeydanı’nda yaşananlara da değinen Kemal Kılıçdaroğlu “Yüzü maskeli elinde silah olayları çıkaranlar kimse bunları çıkarsınlar. Gezi olaylarında TOMA’ya Molotof atan polisleri gördük. Hükümetin bir an önce bunu çıkarması lazım” dedi.
Huzur istiyoruz ama huzurlum bir Türkiye yok. Bu kötü günler arasında bize bir armağan hediye edildi. Nuri Bilge Ceylan Cannes’da Altın Palmiye aldı. Onunla gurur duyuyoruz. Onun filmlerinin her karesi bir sanat eseri gibidir. İzlerken duygulanırsınız. Fazla konuşma yoktur ama kendinizi filmin içinde hissedersiniz. O bir sinema bilgesidir. Tekrar yürekten kutluyorum bize armağan ettiği ödül için.
Taşeron işçiliğin kaldırılmasını isteyen tek parti CHP’dir. Taşeron işçilik döneminin bitmesi lazım. Defalarca bütün mitinglerde bunu dile getirdim. TBMM binası dahil bütün kamu kurumlarında taşeron işçi çalıştırılıyor. Sendikalara sesleniyorum. Taşeronluğa karşıysanız adresiniz CHP’dir. Taşeronluğu Türkiye’ye bela eden bu düzeni savunacak mısınız savunmayacak mısınız? Soma eylem yapan bütün işçi kardeşlerimizi yürekten kutluyorum. Sizin emeğinizi satan sendikacılara sakın güvenmeyin. Her zaman sizin yanınızda olacağız.
İKİ MİLYON TAŞERON İŞÇİYE SESLENİYORUM
Ama hala gidip de sizin emeğinizi sömüren, örgütlenmenize engel olan bir siyasal partiye destek verirseniz başınıza daha çok şey gelecek. Hep beraber ağlayacağız ama ağlamak çözüm değil. Çözümü beraber üreteceğiz. AB’de, ABD’de, Japonya’da hangi haklar varsa Türkiye’de de o haklar olsun diyoruz biz. 2 milyon taşeron işçiye tekrar sesleniyorum. Kimse kusura bakmasın. Sizin yeriniz, sizin ocağınız CHP’dir. Siz halktan birisiniz. Sizin haklarınızı arıyoruz. Ne arıyorsunuz sağda solda. Umut mu bekliyorsunuz. Onlardan size umut yok. onların kendisi köşeyi dönmeyi istiyor.
Ölen kardeşlerinizin mücadelesini yapmak zorundasınız. Onlar da işçiydi siz de işçisiniz. Onlar da çalışıyorsunuz siz de çalışıyorsunuz ama emeğinizi sömürtmeden. Yeriniz artık bellidir. Geleceksizin. eliniz mahkum. Ya sömürülmeye katlanacaksınız ya da ben de emeğimin hakkını almak istiyorum diyeceksiniz.
Türkiye riskli bir sürecin içine girdi. Gerginlik yaşanıyor ülkede. Kullanılan dil gerginliği besliyor. Tekerlek kırıldıktan sonra yol gösteren çok olur ama biz tekerlek kırılmadan önce yol gösteriyoruz. Siyasetçinin sorumluluğu aydınlardan biraz daha fazladır. Çünkü temsil yetkimiz var. Halktan oy almışız. Kendisi sorun olan iktidara karşı çözüm üretmeliyiz.
“ÜÇ GÜN SUSSA ÜLKEDE HUZUR OLUR”
Emin olun 3 gün sussa Türkiye’de huzur olur. Her gün konuşuyor her gün kavga. Sürekli bir gerginlik ortamı yaratılıyor ve belli siyasi partiler bunlardan beslenmeye çalışıyor. Biz muhalefete görevimizi yapıyoruz. Hükümet ülkeyi akılla yönetmeli öfkeyle değil. Kendisiyle kavga eden bir siyasal anlayış olabilir mi?
“GERGİNLİK OLMASIN DİYE BAZI HATALARI GÖRMÜYORUZ”
Toplumda kutuplaşma gerginlik omasın diye çok hassas davranıyoruz. Bazı hataları toplumda fazla kutuplaşma olmasın diye görmüyoruz. Soma olaylarında Gezi olaylarında toplumda kutuplaşma olmasın diye çok hassas davrandık.
Biber gazını copları bizim milletvekillerimiz yedi. Neden? Vatandaşın çocuğu dövülmesin biber gazı yemesin diye. Yanlış mı yapıyoruz biz acaba.
Yüzü maskeli elinde silah olayları çıkaranlar kimse bunlar bunları çıkarsınlar. Biz bunlara karşıyız. Her zaman söyledim yine söylüyorum. O kişiler acaba kim? Gezi olaylarında TOMA’ya Molotof atan polisleri gördük. Şimdi toplumda bu kutuplaşmayı yaratanlar kimler. Hükümetin bir an önce bunu çıkarması lazım.
Ben 68 kuşağındanım. Hep ülkemin bağımsızlığını savundum, huzuru savundum. 1960 ihtilali sonrası üç siyasetçiyi darağacına gönderdik. o dönem belki birileri alkışladı ama bugün siyasetçilerin idam edilmesinin ne kadar yanlış olduğunu hepimiz görüyoruz.
Daha sonra üç gencimizi idame gönderdik. Neden? İntikam hırsıyla.
Biz yaşananlardan ders çıkarmak zorundayız. Uygar dünya yaşadığı acıları bir toplumsal kazanıma dönüştürdü.
Biz tarihten ders almadık. O acıları toplumsal kazanıma dönüştüremedik. birileri geldi bizi geçti biz toplumu ayrıştırarak yeni fay hatları yaratarak toplumu bölüyoruz.
Bugün cumhuriyet tarihinin en büyük kırılmasıyla karşı karşıyayız. Toplum ayrışmış durumda. Ayrıştıran bölen halkı kullanan halkı kendisine köle haline getiren siyasetçiler.
Eğer siz karşınızdaki insanı insan yerine koyup onun derdini acısını bilirseniz, acısını paylaşabilirseniz toplumsal kazanım yakalarsanız. Ama onu ötekileştirirseniz yakalayamazsanız. Siz düşünebiliyor musunuz empati kuramayan bir siyasetçi? Onu oy makinesi olarak gören bir siyasetçi. Onun sorunlarına çözüm üreten değil. Türkiye onları aşmak zorundadır.. Yeni bir Türkiye’yi yaratacağız. Farklılıklarımız var mı elbette var. Ama onları zenginlik olarak göreceğiz. Eğer siz birisini ötekileştirirseniz, yaptığınız tüm haksızlıkları meşrulaştırmış olursunuz.
İnanç açısından, mezhep açısından ötekileştirir ve ondan sonra söyleyeceklerine meşruluk kazandırmaya çalışır. Bakın tarihe. Biz bunlardan ders çıkardık mı? Hayır ders çıkarmadık. Her seferinde başa dönüyoruz. Biz kalkınamıyoruz, büyüyemiyoruz.
Kendi iç sorunlarıyla sürekli kavga eden bir siyaset anlayışını bir tarafa bırakmak zorundayız. Bizde güzel bir laf var “Susma sustukça sıra sana gelecek” işçilerimizin söylediği.
Sadece sizin sorunlarınızı değil Türkiye’deki bütün işçilerin sorunlarını çözmeye talibiz. Emeklinin sorunu, çiftçinin sorunu, işçinin sorunu, ev hanımlarının sorunu hepsini çözmeye kararlıyız.
Ama bu slogan ne zaman atılıyor? Sıra onlara geldiği zaman atılıyor. Oysa bizim inancımızda haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır deniyor. Haksızlıklara karşı susmayacaksın.
“BU SENDİKA DÜZENİNİ, SENDİKA AĞALIĞINI YIKACAĞIZ”
Ben isterdim ki TEKEL işçileri Kızılay’da dövüldüğü zaman Türkiye’nin bütün işçileri Ankara’da olsun. ben isterdim ki Soma’da 301 işçi hayatını kaybederken bütün sendikalar orada olsun. Ama bunlar olmuyor. İşçi kardeşim size sözüm var, bu sendika düzenini, sendika ağalığını yıkacağız ve onlardan da hesap soracağız.
Ayrışmadan söz ettik, kamplaşmadan söz ettik. Siz kamplaştırırsanız renkleri yok edersiniz. Bir siyah kalır bir beyaz kalır. Oysa güneş bile yedi renkli. Neden politikacı sert bir dil kullanıyor? Neden umut vaat etmiyoruz. Neden hep kavga ediyoruz. Neden ağzını açtığı zaman tepeden tırnağa hakaretlerle bu insanı maruz kalıyor. Bakın 301 işçi hayatını kaybetti. Ben de Soma’ya gittim. Bir kadıncağız bize sitemini yaptı. Yanımdakine de bu kadıncağız haklı dedim.
“ÖRNEK VERDİĞİ TARİHTE DAHA AMPUL İCAT EDİLMEMİŞTİ”
Sonra bir de bu ülkenin başbakanlık koltuğunda oturan zatta gitti. Evet gitmesi gerekir. Gayet güzel, bakın 301 kişi hayatını kaybetmiş. Yaş ortalaması 10 olan 432 çocuk yetim kalmış. Eşler yok, evlatlar yok. Büyük acı yaşanıyor. Bu gidiyor, sanki miting meydanı gibi kürsüyü koyuyor, başlıyor konuşmaya. Doğal bir ölüm kabul ediyor. Madenciliğin fıtratında doğasında böyle ölümler var diyor ve 1870’in 60’ın İngiltere’sinden örnek veriyor. 1860’da Abdülmecit tahtta ve ampul icat edilmemiş. Sen nasıl bu örneği verirsin. Bundan sonra Soma ayağa kalıyor. Herkes itiraz ediyor, yuh çekiyor. Efelenerek vatandaşın üzerine yürüyor. Yuh çekersen tokadı yersin diyor.
“SENİ TOKATLAYAN ADAMIN HALA ARKASINDAYSAN ORAYA BEN ÜÇ NOKTA KOYUYORUM”
“Yahudi dölü” diye ona hakaret ediyor. Sonra 4 bin polisle gidiyor ve de markete sığınmak zorunda kalıyor. Sonra marketteki bir vatandaşı da tokatlıyor. İlk kez bizim tarihimizde, bir ülkenin başbakanı kendi vatandaşını tokatlıyor. Bu ülkenin insanlarının 76 milyonun vicdanına sesleniyorum. Seni tokatlayan adamın hala arkasındaysan oraya ben üç nokta koyuyorum. Kimse kusura bakmasın.
Böyle bir şey olabilir mi? Bu şu demek, gidiyorsunuz cenaze evine başsağlığı dilemeye. Cenaze sahibine hakaret ediyorsunuz, bir de dövüyorsunuz. Biz oraya acıları paylaşmak için gittik. Onlar itiraz eder elbette eder. Düne kadar kim dinledi onları? Adam yerine bile koymadılar. Gideceksiniz çalışacaksınız dediler.
KILIÇDAROĞLU'NDAN ERDOĞAN'A "SENİN DEFOLUP GİTMEN LAZIM"
Partisinin grup toplantısında konuşma yapan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Başbakan Tayyip Erdoğan’a sert tepki gösterdi. Kılıçdaroğlu Erdoğan için “3 gün sussa Türkiye’de huzur olur. Her gün konuşuyor her gün kavga. Sürekli bir gerginlik ortamı yaratılıyor ve belli siyasi partiler bunlardan beslenmeye çalışıyor” şeklinde konuştu.
CHP lideri Kılıçdaroğlu “Toplumu bölüyor, renklere tahammül edemiyor. Senin defolup gitmen lazım” ifadelerini kullandı. Okmeydanı’nda yaşananlara da değinen Kemal Kılıçdaroğlu “Yüzü maskeli elinde silah olayları çıkaranlar kimse bunları çıkarsınlar. Gezi olaylarında TOMA’ya Molotof atan polisleri gördük. Hükümetin bir an önce bunu çıkarması lazım” dedi.
Huzur istiyoruz ama huzurlum bir Türkiye yok. Bu kötü günler arasında bize bir armağan hediye edildi. Nuri Bilge Ceylan Cannes’da Altın Palmiye aldı. Onunla gurur duyuyoruz. Onun filmlerinin her karesi bir sanat eseri gibidir. İzlerken duygulanırsınız. Fazla konuşma yoktur ama kendinizi filmin içinde hissedersiniz. O bir sinema bilgesidir. Tekrar yürekten kutluyorum bize armağan ettiği ödül için.
Taşeron işçiliğin kaldırılmasını isteyen tek parti CHP’dir. Taşeron işçilik döneminin bitmesi lazım. Defalarca bütün mitinglerde bunu dile getirdim. TBMM binası dahil bütün kamu kurumlarında taşeron işçi çalıştırılıyor. Sendikalara sesleniyorum. Taşeronluğa karşıysanız adresiniz CHP’dir. Taşeronluğu Türkiye’ye bela eden bu düzeni savunacak mısınız savunmayacak mısınız? Soma eylem yapan bütün işçi kardeşlerimizi yürekten kutluyorum. Sizin emeğinizi satan sendikacılara sakın güvenmeyin. Her zaman sizin yanınızda olacağız.
İKİ MİLYON TAŞERON İŞÇİYE SESLENİYORUM
Ama hala gidip de sizin emeğinizi sömüren, örgütlenmenize engel olan bir siyasal partiye destek verirseniz başınıza daha çok şey gelecek. Hep beraber ağlayacağız ama ağlamak çözüm değil. Çözümü beraber üreteceğiz. AB’de, ABD’de, Japonya’da hangi haklar varsa Türkiye’de de o haklar olsun diyoruz biz. 2 milyon taşeron işçiye tekrar sesleniyorum. Kimse kusura bakmasın. Sizin yeriniz, sizin ocağınız CHP’dir. Siz halktan birisiniz. Sizin haklarınızı arıyoruz. Ne arıyorsunuz sağda solda. Umut mu bekliyorsunuz. Onlardan size umut yok. onların kendisi köşeyi dönmeyi istiyor.
Ölen kardeşlerinizin mücadelesini yapmak zorundasınız. Onlar da işçiydi siz de işçisiniz. Onlar da çalışıyorsunuz siz de çalışıyorsunuz ama emeğinizi sömürtmeden. Yeriniz artık bellidir. Geleceksizin. eliniz mahkum. Ya sömürülmeye katlanacaksınız ya da ben de emeğimin hakkını almak istiyorum diyeceksiniz.
Türkiye riskli bir sürecin içine girdi. Gerginlik yaşanıyor ülkede. Kullanılan dil gerginliği besliyor. Tekerlek kırıldıktan sonra yol gösteren çok olur ama biz tekerlek kırılmadan önce yol gösteriyoruz. Siyasetçinin sorumluluğu aydınlardan biraz daha fazladır. Çünkü temsil yetkimiz var. Halktan oy almışız. Kendisi sorun olan iktidara karşı çözüm üretmeliyiz.
“ÜÇ GÜN SUSSA ÜLKEDE HUZUR OLUR”
Emin olun 3 gün sussa Türkiye’de huzur olur. Her gün konuşuyor her gün kavga. Sürekli bir gerginlik ortamı yaratılıyor ve belli siyasi partiler bunlardan beslenmeye çalışıyor. Biz muhalefete görevimizi yapıyoruz. Hükümet ülkeyi akılla yönetmeli öfkeyle değil. Kendisiyle kavga eden bir siyasal anlayış olabilir mi?
“GERGİNLİK OLMASIN DİYE BAZI HATALARI GÖRMÜYORUZ”
Toplumda kutuplaşma gerginlik omasın diye çok hassas davranıyoruz. Bazı hataları toplumda fazla kutuplaşma olmasın diye görmüyoruz. Soma olaylarında Gezi olaylarında toplumda kutuplaşma olmasın diye çok hassas davrandık.
Biber gazını copları bizim milletvekillerimiz yedi. Neden? Vatandaşın çocuğu dövülmesin biber gazı yemesin diye. Yanlış mı yapıyoruz biz acaba.
Yüzü maskeli elinde silah olayları çıkaranlar kimse bunlar bunları çıkarsınlar. Biz bunlara karşıyız. Her zaman söyledim yine söylüyorum. O kişiler acaba kim? Gezi olaylarında TOMA’ya Molotof atan polisleri gördük. Şimdi toplumda bu kutuplaşmayı yaratanlar kimler. Hükümetin bir an önce bunu çıkarması lazım.
Ben 68 kuşağındanım. Hep ülkemin bağımsızlığını savundum, huzuru savundum. 1960 ihtilali sonrası üç siyasetçiyi darağacına gönderdik. o dönem belki birileri alkışladı ama bugün siyasetçilerin idam edilmesinin ne kadar yanlış olduğunu hepimiz görüyoruz.
Daha sonra üç gencimizi idame gönderdik. Neden? İntikam hırsıyla.
Biz yaşananlardan ders çıkarmak zorundayız. Uygar dünya yaşadığı acıları bir toplumsal kazanıma dönüştürdü.
Biz tarihten ders almadık. O acıları toplumsal kazanıma dönüştüremedik. birileri geldi bizi geçti biz toplumu ayrıştırarak yeni fay hatları yaratarak toplumu bölüyoruz.
Bugün cumhuriyet tarihinin en büyük kırılmasıyla karşı karşıyayız. Toplum ayrışmış durumda. Ayrıştıran bölen halkı kullanan halkı kendisine köle haline getiren siyasetçiler.
Eğer siz karşınızdaki insanı insan yerine koyup onun derdini acısını bilirseniz, acısını paylaşabilirseniz toplumsal kazanım yakalarsanız. Ama onu ötekileştirirseniz yakalayamazsanız. Siz düşünebiliyor musunuz empati kuramayan bir siyasetçi? Onu oy makinesi olarak gören bir siyasetçi. Onun sorunlarına çözüm üreten değil. Türkiye onları aşmak zorundadır.. Yeni bir Türkiye’yi yaratacağız. Farklılıklarımız var mı elbette var. Ama onları zenginlik olarak göreceğiz. Eğer siz birisini ötekileştirirseniz, yaptığınız tüm haksızlıkları meşrulaştırmış olursunuz.
İnanç açısından, mezhep açısından ötekileştirir ve ondan sonra söyleyeceklerine meşruluk kazandırmaya çalışır. Bakın tarihe. Biz bunlardan ders çıkardık mı? Hayır ders çıkarmadık. Her seferinde başa dönüyoruz. Biz kalkınamıyoruz, büyüyemiyoruz.
Kendi iç sorunlarıyla sürekli kavga eden bir siyaset anlayışını bir tarafa bırakmak zorundayız. Bizde güzel bir laf var “Susma sustukça sıra sana gelecek” işçilerimizin söylediği.
Sadece sizin sorunlarınızı değil Türkiye’deki bütün işçilerin sorunlarını çözmeye talibiz. Emeklinin sorunu, çiftçinin sorunu, işçinin sorunu, ev hanımlarının sorunu hepsini çözmeye kararlıyız.
Ama bu slogan ne zaman atılıyor? Sıra onlara geldiği zaman atılıyor. Oysa bizim inancımızda haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır deniyor. Haksızlıklara karşı susmayacaksın.
“BU SENDİKA DÜZENİNİ, SENDİKA AĞALIĞINI YIKACAĞIZ”
Ben isterdim ki TEKEL işçileri Kızılay’da dövüldüğü zaman Türkiye’nin bütün işçileri Ankara’da olsun. ben isterdim ki Soma’da 301 işçi hayatını kaybederken bütün sendikalar orada olsun. Ama bunlar olmuyor. İşçi kardeşim size sözüm var, bu sendika düzenini, sendika ağalığını yıkacağız ve onlardan da hesap soracağız.
Ayrışmadan söz ettik, kamplaşmadan söz ettik. Siz kamplaştırırsanız renkleri yok edersiniz. Bir siyah kalır bir beyaz kalır. Oysa güneş bile yedi renkli. Neden politikacı sert bir dil kullanıyor? Neden umut vaat etmiyoruz. Neden hep kavga ediyoruz. Neden ağzını açtığı zaman tepeden tırnağa hakaretlerle bu insanı maruz kalıyor. Bakın 301 işçi hayatını kaybetti. Ben de Soma’ya gittim. Bir kadıncağız bize sitemini yaptı. Yanımdakine de bu kadıncağız haklı dedim.
“ÖRNEK VERDİĞİ TARİHTE DAHA AMPUL İCAT EDİLMEMİŞTİ”
Sonra bir de bu ülkenin başbakanlık koltuğunda oturan zatta gitti. Evet gitmesi gerekir. Gayet güzel, bakın 301 kişi hayatını kaybetmiş. Yaş ortalaması 10 olan 432 çocuk yetim kalmış. Eşler yok, evlatlar yok. Büyük acı yaşanıyor. Bu gidiyor, sanki miting meydanı gibi kürsüyü koyuyor, başlıyor konuşmaya. Doğal bir ölüm kabul ediyor. Madenciliğin fıtratında doğasında böyle ölümler var diyor ve 1870’in 60’ın İngiltere’sinden örnek veriyor. 1860’da Abdülmecit tahtta ve ampul icat edilmemiş. Sen nasıl bu örneği verirsin. Bundan sonra Soma ayağa kalıyor. Herkes itiraz ediyor, yuh çekiyor. Efelenerek vatandaşın üzerine yürüyor. Yuh çekersen tokadı yersin diyor.
“SENİ TOKATLAYAN ADAMIN HALA ARKASINDAYSAN ORAYA BEN ÜÇ NOKTA KOYUYORUM”
“Yahudi dölü” diye ona hakaret ediyor. Sonra 4 bin polisle gidiyor ve de markete sığınmak zorunda kalıyor. Sonra marketteki bir vatandaşı da tokatlıyor. İlk kez bizim tarihimizde, bir ülkenin başbakanı kendi vatandaşını tokatlıyor. Bu ülkenin insanlarının 76 milyonun vicdanına sesleniyorum. Seni tokatlayan adamın hala arkasındaysan oraya ben üç nokta koyuyorum. Kimse kusura bakmasın.
Böyle bir şey olabilir mi? Bu şu demek, gidiyorsunuz cenaze evine başsağlığı dilemeye. Cenaze sahibine hakaret ediyorsunuz, bir de dövüyorsunuz. Biz oraya acıları paylaşmak için gittik. Onlar itiraz eder elbette eder. Düne kadar kim dinledi onları? Adam yerine bile koymadılar. Gideceksiniz çalışacaksınız dediler.
Etiketler:
akp,
chp,
kemal kılıçdaroğlu,
siyaset,
tayyip erdoğan,
türkiye
Çatı adayı Erdoğan'ı üzecek.
"ÇATI ADAY" ERDOĞAN'A İLK MAĞLUBİYETİNİ TATTIRACAK
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Başbakan Erdoğan'ın 'Çatı aday' konusuyla ilgili yaptığı "Aslında Pensilvanya'daki zat uyuyor ama onun da üniversite diploması yok" sözlerine tepki gösterdi.'
Hamzaçebi, "O otursun kendisine baksın. Kendisi Cumhurbaşkanı olamayacaktır. Olmanın hesaplarını yapıyor, müzakerelerini yapıyor, ittifaklar arıyor. Ama Recep Tayyip Erdoğan ilk büyük yenilgisini bu Cumhurbaşkanlığı seçiminde alacaktır" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, TBMM'de gazetecilerin sorularını yanıtladı. Hamzaçebi, 'Çatı aday' konusunu değerlendirdi. Hamzaçebi, "Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi adayı olarak da bakmamak gerekir buna. Bu aday başka bir partiden de olabilir. Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partili bir adayı tarif etmiyoruz. Böyle bir tarifimiz yok. Milliyetçi Hareket Partisiyle buluştuğumuz çok temel bir nokta var; Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı olmamalıdır" dedi.
Hamzaçebi, "Cumhurbaşkanı bütün toplumun birliğini temsil eden bir kişidir, bir partinin adayı değildir" diyerek, şöyle devam etti:
"Şüphesiz bir partiye mensup olabilir ama seçildiği andan itibaren Cumhurbaşkanı Anayasamıza göre tarafsız olmak zorundadır. Biz tarafsız cumhurbaşkanını tarif etmeye çalışıyoruz. Seçildiği anda partisiyle bir bağı varsa bu kesilecek ve toplumu temsil edecek. Çatı direkler, sütunlar üzerine yükselir. Direklerden herhangi biri olmaz veya eksik olursa sadece bir partinin oyuyla seçilip de ve o partiyi temsil eden bir kişi olarak hareket ederse bunun adı cumhurbaşkanı olmaz, partili bir cumhurbaşkanı olur, bu çatıda ayakta kalmaz çöker. Dolayısıyla aday bu şekilde olmalıdır. Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi adayı olarak da bakmamak gerekir buna. Bu aday başka bir partiden de olabilir. Cumhuriyet halk Partili ve Milliyetçi Hareket partili bir adayı tarif etmiyoruz. Böyle bir tarifimiz yok. Milliyetçi Hareket Partisiyle buluştuğumuz çok temel bir nokta var Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı olmamalıdır. Recep Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olduğu Bir Türkiye, özgürlüklerden uzaklaşmış, insan hak ve özgürlüklerini kilitlemiş, bunların önüne engel koymuş tutsak bir Türkiye demektir. Bu kadar yolsuzluğa, şaibeye bulaşmış bir kişi Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı makamına layık değildir."
'MHP İLE ÖNEMLİ OLAN İLKELERDE MUTABIK KALMAK'
"MHP ile bir temas başladı mı?" sorusuna Hamzaçebi, "Temas, bir şekilde olur. Önemli Olan ilkelerde mutabık kalmak" diye cevapladı.
Hamzaçebi, Başbakan Erdoğan'ın 'Çatı aday' öneriyle ilgili yaptığı "Aslında Pensilvanya'daki zat uyuyor ama onun da üniversite diploması yok" sözlerinin hatırlatılması üzerine ise şöyle konuştu:
"Kendisi mi düşünüyordu acaba, herhalde espri yapmıştır. Böyle bir şey kesinlikle söz konusu değil. O otursun kendisine baksın. Kendisi Cumhurbaşkanı olamayacaktır. Olmanın hesaplarını yapıyor, müzakerelerini yapıyor, ittifaklar arıyor. Ama Recep Tayyip Erdoğan ilk büyük yenilgisini bu Cumhurbaşkanlığı seçiminde alacaktır. Ben buna inanıyorum."
Başbakan Erdoğan'ın 'Cadı avı' açıklamasına yönelik Hamzaçebi, "Amerika'da bir dönem 50'li yıllarda McCarthy dönemi vardı. O döneme benziyor. Yapsın bakalım. Türkiye hukuk devletidir. Bugün hukuku, egemenliği gücü altına almaya çalışan bir Tayyip Erdoğan vardır. Ama Türkiye'de hukuku milleti teslim alamayacaktır. Bu o kadar kolay değildir. Hukuk vardır. Kanunlarla kamu görevlilerinin görevlerine son verebilir, bunları yapıyor HSYK'da yaptı, başka kurumlarda yaptı. Bunların döneceği yerler vardır. En son milletten dönecektir. Sanmasın ki Bu yüzde 43 oy, onun antidemokratik otoriter uygulamalarına destektir. Hayır, hala 43 oyu yanlış yorumlayan bir Başbakan vardır."
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Başbakan Erdoğan'ın 'Çatı aday' konusuyla ilgili yaptığı "Aslında Pensilvanya'daki zat uyuyor ama onun da üniversite diploması yok" sözlerine tepki gösterdi.'
Hamzaçebi, "O otursun kendisine baksın. Kendisi Cumhurbaşkanı olamayacaktır. Olmanın hesaplarını yapıyor, müzakerelerini yapıyor, ittifaklar arıyor. Ama Recep Tayyip Erdoğan ilk büyük yenilgisini bu Cumhurbaşkanlığı seçiminde alacaktır" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, TBMM'de gazetecilerin sorularını yanıtladı. Hamzaçebi, 'Çatı aday' konusunu değerlendirdi. Hamzaçebi, "Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi adayı olarak da bakmamak gerekir buna. Bu aday başka bir partiden de olabilir. Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partili bir adayı tarif etmiyoruz. Böyle bir tarifimiz yok. Milliyetçi Hareket Partisiyle buluştuğumuz çok temel bir nokta var; Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı olmamalıdır" dedi.
Hamzaçebi, "Cumhurbaşkanı bütün toplumun birliğini temsil eden bir kişidir, bir partinin adayı değildir" diyerek, şöyle devam etti:
"Şüphesiz bir partiye mensup olabilir ama seçildiği andan itibaren Cumhurbaşkanı Anayasamıza göre tarafsız olmak zorundadır. Biz tarafsız cumhurbaşkanını tarif etmeye çalışıyoruz. Seçildiği anda partisiyle bir bağı varsa bu kesilecek ve toplumu temsil edecek. Çatı direkler, sütunlar üzerine yükselir. Direklerden herhangi biri olmaz veya eksik olursa sadece bir partinin oyuyla seçilip de ve o partiyi temsil eden bir kişi olarak hareket ederse bunun adı cumhurbaşkanı olmaz, partili bir cumhurbaşkanı olur, bu çatıda ayakta kalmaz çöker. Dolayısıyla aday bu şekilde olmalıdır. Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi adayı olarak da bakmamak gerekir buna. Bu aday başka bir partiden de olabilir. Cumhuriyet halk Partili ve Milliyetçi Hareket partili bir adayı tarif etmiyoruz. Böyle bir tarifimiz yok. Milliyetçi Hareket Partisiyle buluştuğumuz çok temel bir nokta var Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı olmamalıdır. Recep Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olduğu Bir Türkiye, özgürlüklerden uzaklaşmış, insan hak ve özgürlüklerini kilitlemiş, bunların önüne engel koymuş tutsak bir Türkiye demektir. Bu kadar yolsuzluğa, şaibeye bulaşmış bir kişi Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı makamına layık değildir."
'MHP İLE ÖNEMLİ OLAN İLKELERDE MUTABIK KALMAK'
"MHP ile bir temas başladı mı?" sorusuna Hamzaçebi, "Temas, bir şekilde olur. Önemli Olan ilkelerde mutabık kalmak" diye cevapladı.
Hamzaçebi, Başbakan Erdoğan'ın 'Çatı aday' öneriyle ilgili yaptığı "Aslında Pensilvanya'daki zat uyuyor ama onun da üniversite diploması yok" sözlerinin hatırlatılması üzerine ise şöyle konuştu:
"Kendisi mi düşünüyordu acaba, herhalde espri yapmıştır. Böyle bir şey kesinlikle söz konusu değil. O otursun kendisine baksın. Kendisi Cumhurbaşkanı olamayacaktır. Olmanın hesaplarını yapıyor, müzakerelerini yapıyor, ittifaklar arıyor. Ama Recep Tayyip Erdoğan ilk büyük yenilgisini bu Cumhurbaşkanlığı seçiminde alacaktır. Ben buna inanıyorum."
Başbakan Erdoğan'ın 'Cadı avı' açıklamasına yönelik Hamzaçebi, "Amerika'da bir dönem 50'li yıllarda McCarthy dönemi vardı. O döneme benziyor. Yapsın bakalım. Türkiye hukuk devletidir. Bugün hukuku, egemenliği gücü altına almaya çalışan bir Tayyip Erdoğan vardır. Ama Türkiye'de hukuku milleti teslim alamayacaktır. Bu o kadar kolay değildir. Hukuk vardır. Kanunlarla kamu görevlilerinin görevlerine son verebilir, bunları yapıyor HSYK'da yaptı, başka kurumlarda yaptı. Bunların döneceği yerler vardır. En son milletten dönecektir. Sanmasın ki Bu yüzde 43 oy, onun antidemokratik otoriter uygulamalarına destektir. Hayır, hala 43 oyu yanlış yorumlayan bir Başbakan vardır."
Etiketler:
akif hamzaçebi,
akp,
chp,
cumhurbaşkanı seçimi,
mhp,
siyaset,
tayyip erdoğan
Utanmazlığın resmini yapabilir misin Abidin?
Erdoğan, dünkü grup konuşmasında birçok ismi ve Alevi yurttaşları hedef aldı. Hüseyin Aygün, Erdoğan’a ‘Çağımızın Muaviyesi’ diyerek yanıt verdi. Erdoğan’a verilen Soma tablosu tepki çekti.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AKP grup toplantısında konuştu. Erdoğan, yaptığı konuşmada yine toplumu gerecek sözler sarfetti. Başbakan Erdoğan’a TBMM’deki konuşmasının ardından madencilerle birlikte görüldüğü bir tablo hediye edildi. 2012 Temmuz’unda da Başbakan Erdoğan’a Ak Parti Van İl Kongresi’nde depremin simgesi olan Yunus Geray’ın fotoğrafı verilmişti. Erdoğan’ın konuşmasında satır başları şöyle:
MEVZUYU HALA ‘ANLAYAMADI’
»İstanbul’da Gezi Parkı’nda başlayan eylemler. Neymiş? Ağaçlar sökülüyormuş. Düğmeye basılıyor, legal illegal örgütler huzuru bozacak bir noktaya bu işi ulaştırıyorlar. Huzur istikrar ve ekonomi hedef alınıyor. Her gün sokaklarda şiddet vandallık görüntüsü. Ortada herhangi bir şey yok. Tek gerekçeleri ne? 12 tane ağaç.
SOMA’DA BİLE ‘ALEVİLER’ DEDİ
»Okmeydanı’nda eli kanlı terör örgütünün (DHKP-C) dışarıdan desteklenmediğini söyleyecek olan var mı? O malum Tunceli milletvekili başta olmak üzere CHP vekilleri o örgütün vekilleri gibi davranıyorlar. CHP Alevi vatandaşlarımızın duygularını istismar etmekten, onlar üzerinden çatışma senaryolarını beslemekten başka hiçbir şey yapmamıştır ve yapmaz. Alevi vatandaşlarımın da bu yaşananlardan rahatsız olduğunu biliyoruz. Alevi vatandaşlarım lütfen iki yüzlü siyasetçilere prim vermesinler.
»Biz alevi kardeşlerimizin sorunlarını bir istismar olarak kullanılmasına asla izin vermeyiz. Hızır paşalar asırlar öncesinde kalmıştır. Açılın kapılar şaha gidelim diye, medet arama dönemi de asırlar öncesinde kalmıştır. Türkiye’de kimin ne meselesi varsa o bizim meselemizdir.
»Soma’da yaşananlar. Yahu orada bile Alevi vatandaşlarımızı sağdan soldan toparlayıp Soma’ya getiriyorlar. Niye? Bu defa da Soma’yı karıştıracaklar. Ben buradan Soma’daki maden işçilerine sesleniyorum. Bu CHP’nin bu bölücü terör örgütü yandaşlarının, legal yada illegal örgütlerin oyununa gelmeyin. Sizi bunlar yalnız bırakırlar.
»Yaşanan onca tahrike rağmen, Allah’a sonsuz şükürler olsun bu millet oyuna gelmedi. Bu yetmez, biz yeni Burakcan’ların terörün içine sokulan yeni Berkin’lerin Okmeydanı’nda olaylarda ölen Uğur’ların Ayhan’ların ölmesine yitip gitmesine tahammül gösteremeyiz.
»Bu hafta sonu Almanya’daydım. Oradaki Ali’siz Alevilere miting yapma izni verilmiş. Alınan önlemler başarılı olduğu için hiçbirisi arzusuna ulaşamadı. birgün.net
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AKP grup toplantısında konuştu. Erdoğan, yaptığı konuşmada yine toplumu gerecek sözler sarfetti. Başbakan Erdoğan’a TBMM’deki konuşmasının ardından madencilerle birlikte görüldüğü bir tablo hediye edildi. 2012 Temmuz’unda da Başbakan Erdoğan’a Ak Parti Van İl Kongresi’nde depremin simgesi olan Yunus Geray’ın fotoğrafı verilmişti. Erdoğan’ın konuşmasında satır başları şöyle:
MEVZUYU HALA ‘ANLAYAMADI’
»İstanbul’da Gezi Parkı’nda başlayan eylemler. Neymiş? Ağaçlar sökülüyormuş. Düğmeye basılıyor, legal illegal örgütler huzuru bozacak bir noktaya bu işi ulaştırıyorlar. Huzur istikrar ve ekonomi hedef alınıyor. Her gün sokaklarda şiddet vandallık görüntüsü. Ortada herhangi bir şey yok. Tek gerekçeleri ne? 12 tane ağaç.
SOMA’DA BİLE ‘ALEVİLER’ DEDİ
»Okmeydanı’nda eli kanlı terör örgütünün (DHKP-C) dışarıdan desteklenmediğini söyleyecek olan var mı? O malum Tunceli milletvekili başta olmak üzere CHP vekilleri o örgütün vekilleri gibi davranıyorlar. CHP Alevi vatandaşlarımızın duygularını istismar etmekten, onlar üzerinden çatışma senaryolarını beslemekten başka hiçbir şey yapmamıştır ve yapmaz. Alevi vatandaşlarımın da bu yaşananlardan rahatsız olduğunu biliyoruz. Alevi vatandaşlarım lütfen iki yüzlü siyasetçilere prim vermesinler.
»Biz alevi kardeşlerimizin sorunlarını bir istismar olarak kullanılmasına asla izin vermeyiz. Hızır paşalar asırlar öncesinde kalmıştır. Açılın kapılar şaha gidelim diye, medet arama dönemi de asırlar öncesinde kalmıştır. Türkiye’de kimin ne meselesi varsa o bizim meselemizdir.
»Soma’da yaşananlar. Yahu orada bile Alevi vatandaşlarımızı sağdan soldan toparlayıp Soma’ya getiriyorlar. Niye? Bu defa da Soma’yı karıştıracaklar. Ben buradan Soma’daki maden işçilerine sesleniyorum. Bu CHP’nin bu bölücü terör örgütü yandaşlarının, legal yada illegal örgütlerin oyununa gelmeyin. Sizi bunlar yalnız bırakırlar.
»Yaşanan onca tahrike rağmen, Allah’a sonsuz şükürler olsun bu millet oyuna gelmedi. Bu yetmez, biz yeni Burakcan’ların terörün içine sokulan yeni Berkin’lerin Okmeydanı’nda olaylarda ölen Uğur’ların Ayhan’ların ölmesine yitip gitmesine tahammül gösteremeyiz.
»Bu hafta sonu Almanya’daydım. Oradaki Ali’siz Alevilere miting yapma izni verilmiş. Alınan önlemler başarılı olduğu için hiçbirisi arzusuna ulaşamadı. birgün.net
Kaydol:
Yorumlar (Atom)



















